Özgüven eksikliği, kişinin kendi becerileri, kararları ve sosyal yeterliliği konusunda sık sık kuşku yaşaması; kendisini başkalarıyla karşılaştırırken daha yetersiz görmesi ve hata yapma ihtimalini olduğundan daha tehdit edici algılamasıyla kendini gösterebilir. Düşük özgüven tek başına bir psikiyatrik hastalık tanısı değildir. Bununla birlikte kişinin ilişkilerini, sosyal yaşamını, eğitim veya iş hayatını ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi etkileyebilir.
Özgüven zaman zaman azalabilir. Yeni bir işe başlamak, önemli bir sınava hazırlanmak, bir ilişkinin sona ermesi veya eleştirilmek gibi deneyimlerin ardından kişinin kendinden şüphe etmesi olağandır. Düşük özgüven daha kalıcı hale geldiğinde ise kişi başarabileceği durumlarda bile geri çekilebilir, kendi olumlu özelliklerini küçümseyebilir ve başkalarının değerlendirmelerine aşırı önem verebilir. Araştırmalar benlik saygısındaki düşüklüğün kaygı ve depresif belirtiler gibi farklı psikolojik güçlüklerle ilişkili olabileceğini göstermektedir.
İçindekiler
- Özgüven Eksikliği Belirtileri
- Özgüven Eksikliği Neden Olur?
- Düşük Özgüven Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?
- Özgüven Eksikliği ve Kaygı Arasındaki İlişki
- Çocukluk Deneyimleri Özgüveni Nasıl Etkiler?
- İlişkilerde Özgüven Eksikliği
- İş Hayatında Özgüven Sorunu
- Özgüven Eksikliği ve Kendini Yetersiz Hissetme
- Özgüven Eksikliği ile Sosyal Kaygı Aynı Şey Mi?
- Özgüven Eksikliği Nasıl Aşılır?
- Özgüven Geliştirmek Mümkün Mü?
- Özgüven Sorununda Psikoterapinin Yeri
- Özgüven Eksikliği Hakkında Sık Sorulan Sorular
Özgüven Eksikliği Belirtileri
Özgüven sorunu herkeste aynı biçimde görülmez. Bazı kişiler sosyal ortamlarda sessizleşirken bazıları karar almakta zorlanabilir. Bir başkası ise dışarıdan oldukça başarılı görünmesine rağmen sürekli kendisini eleştirebilir.
Kendini başkalarından daha yetersiz görme, yapılan bir hatayı uzun süre düşünme, eleştirilmekten yoğun biçimde çekinme, olumlu geri bildirimleri kabul etmekte zorlanma ve başarının şans eseri olduğuna inanma görülebilir. Kişi kendi ihtiyaçlarını ifade etmekten kaçınabilir veya reddedilme ihtimali nedeniyle yeni deneyimlerden uzak durabilir.
Burada önemli olan tek bir davranış değil, kişinin kendisiyle ilgili genel değerlendirmesinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.
Özgüven Eksikliği Neden Olur?
Özgüven eksikliği nedenleri tek bir olaya indirgenemez. Kişinin çocukluk deneyimleri, aile ilişkileri, eleştirilme biçimi, sosyal çevresi, başarısızlık deneyimleri ve kendisiyle ilgili geliştirdiği düşünceler zaman içinde özgüveni etkileyebilir.
Sürekli eleştirilmek, başarıların yeterince görülmemesi, akran zorbalığı, dışlanma veya kişinin değerinin yalnızca performans üzerinden değerlendirilmesi olumsuz benlik algısının gelişmesine katkıda bulunabilir. Bununla birlikte benzer deneyimleri yaşayan herkes düşük özgüven geliştirmez. Kişilik özellikleri, destekleyici ilişkiler ve sonraki yaşam deneyimleri de süreci etkiler.
Çocukluk döneminde yaşanan deneyimlerin, kişinin yetişkinlikte kendine verdiği değer ve benlik algısı üzerinde etkili olabildiğini gösteren araştırmalar vardır. Ancak bu ilişki, kişinin bugünkü özgüveninin yalnızca geçmiş tarafından belirlendiği anlamına gelmez.
|
Düşük Özgüvende Görülebilen Durum |
Günlük Yaşama Olası Yansıması |
|---|---|
|
Kendini sürekli eleştirme |
Başarıları küçümseme |
|
Hata yapmaktan korkma |
Yeni deneyimlerden kaçınma |
|
Başkalarıyla kıyaslama |
Yetersizlik hissinin artması |
|
Eleştiriye aşırı duyarlılık |
Sosyal ortamlarda geri çekilme |
|
Karar vermekte zorlanma |
Sürekli başkalarının fikrini sorma |
|
Hayır diyememe |
Kendi ihtiyaçlarını geri plana atma |
|
Olumsuz benlik algısı |
İlişkilerde onay arayışının artması |
Düşük Özgüven Günlük Hayatı Nasıl Etkiler?
Özgüven düşüklüğü kişinin yapabileceklerinden çok yapamayacaklarına odaklanmasına neden olabilir. Kişi aslında yeterli bilgi veya beceriye sahip olduğu halde başarısız olacağını düşündüğü için bir iş başvurusundan, yeni bir sosyal ortamdan veya sorumluluk almaktan kaçınabilir.
Kaçınma kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Ancak kişi yeni deneyimlerden uzak kaldıkça kendi becerilerini sınama fırsatını da kaybedebilir. Böylece yapamam düşüncesini değiştirecek deneyimler azalır ve olumsuz benlik algısı güçlenebilir.
Bu döngü özellikle eğitim, kariyer, romantik ilişkiler ve sosyal yaşamda kişinin potansiyelini kullanmasını zorlaştırabilir.
Özgüven Eksikliği ve Kaygı Arasındaki İlişki
Özgüven düşüklüğü ile kaygı birbirini etkileyebilen süreçlerdir. Kendisi hakkında olumsuz değerlendirmeleri güçlü olan biri, hata yapmayı veya başkalarının olumsuz görüşlerini daha tehdit edici algılayabilir.
Örneğin bir sunum öncesinde yalnızca heyecanlanmak yerine rezil olacağım, herkes yetersiz olduğumu anlayacak gibi düşünceler ortaya çıkabilir. Bu düşünceler kaygının artmasına ve kişinin benzer durumlardan kaçınmasına neden olabilir.
Araştırmalar düşük benlik saygısı ile daha sonraki kaygı ve depresif belirtiler arasında ilişki bulunduğunu göstermektedir; ancak bu durum her düşük özgüven yaşayan kişinin bir kaygı bozukluğu geliştireceği anlamına gelmez.
Çocukluk Deneyimleri Özgüveni Nasıl Etkiler?
Çocukluk, kişinin kendisiyle ilgili ilk değerlendirmelerini oluşturmaya başladığı önemli dönemlerden biridir. Çocuğun yalnızca başarı gösterdiğinde kabul gördüğünü düşünmesi veya sık sık küçümsenmesi, yeterlilik algısının gelişimini etkileyebilir.
Buna karşılık desteklenmek, hata yapmasına alan tanınması, duygularının dikkate alınması ve koşulsuz kabul deneyimleri daha dengeli bir benlik algısının gelişmesine katkı sağlayabilir. Araştırmalar çocukluk dönemindeki aile bağlarının ve olumsuz deneyimlerin yetişkinlikteki benlik saygısıyla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir.
Geçmiş deneyimler önemli olsa da yetişkinlikte kurulan ilişkiler ve kişinin kendisini değerlendirme biçimindeki değişiklikler de özgüveni etkileyebilir.
İlişkilerde Özgüven Eksikliği
İlişkilerde özgüven eksikliği, kişinin partnerinin sevgisini sürekli sorgulaması, terk edilmekten yoğun biçimde korkması veya ilişkinin devam etmesi için kendi ihtiyaçlarından vazgeçmesi şeklinde görülebilir.
Kişi sınır koymakta zorlanabilir, karşı tarafın memnuniyetini kendi ihtiyaçlarının önüne geçirebilir veya anlaşmazlıkları ilişkinin sona ereceğinin işareti olarak yorumlayabilir. Bazı kişilerde ise reddedilmekten korunmak için yakın ilişkilerden tamamen kaçınma görülebilir.
Sağlıklı bir ilişkide özgüven, kişinin yalnızca sevildiğinden emin olması değil; kendi düşüncelerini, sınırlarını ve ihtiyaçlarını da ifade edebilmesidir.
İş Hayatında Özgüven Sorunu
İş yaşamında özgüven sorunu kişinin performansından bağımsız olarak ortaya çıkabilir. Kişi yaptığı işi yeterli bulmayabilir, başarılarını küçümseyebilir veya yeni bir sorumluluk aldığında başarısız olacağından eminmiş gibi hissedebilir.
Toplantılarda fikir belirtmekten kaçınmak, terfi için başvurmamak, sürekli hata kontrolü yapmak veya küçük bir eleştiriyi genel bir başarısızlık olarak yorumlamak görülebilir.
Özgüvenin yüksek olması ise kişinin her konuda kendisini başarılı görmesi anlamına gelmez. Daha dengeli özgüven, güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerin birlikte görülebilmesini içerir.
Özgüven Eksikliği ve Kendini Yetersiz Hissetme
Kendini yetersiz hissetmek, düşük özgüvende sık karşılaşılan içsel deneyimlerden biridir. Kişi başkalarının başarılarını onların yeteneğiyle, kendi başarılarını ise şans veya dış koşullarla açıklayabilir.
Bu durumda kişinin kendisi için kullandığı ölçütler başkalarına uyguladığından çok daha katı olabilir. Küçük bir hata bütün benlik değerlendirmesine yayılabilir ve hata yaptım düşüncesi yetersizim düşüncesine dönüşebilir.
Bu ayrım önemlidir. Bir davranışın istenilen sonucu vermemesi, kişinin bütünüyle yetersiz olduğunu göstermez.
Özgüven Eksikliği ile Sosyal Kaygı Aynı Şey Mi?
Hayır. Özgüven eksikliği ve sosyal kaygı ilişkili olabilse de aynı kavram değildir.
Düşük özgüven kişinin kendisiyle ilgili genel değerlendirmesini ifade ederken sosyal kaygıda başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme, küçük düşme veya utanç yaşama korkusu daha belirgindir. Sosyal kaygısı olmayan bir kişi de özgüven sorunu yaşayabilir.
Araştırmalar iki kavram arasında ilişki olduğunu gösterse de bu ilişkinin basit ve tek yönlü olmadığı da bilinmektedir.
Özgüven Eksikliği Nasıl Aşılır?
Özgüven sorununu aşmak için herkes için geçerli tek bir yöntem bulunmaz. İlk adımlardan biri kişinin kendisi hakkında otomatik biçimde ürettiği değerlendirmeleri fark etmesidir.
Bir hata sonrasında başarısızım demek yerine hangi davranışın istenilen sonucu vermediğini ayırabilmek, olumsuz genellemeleri azaltabilir. Sürekli kaçınılan durumlarla küçük ve yönetilebilir adımlarla karşılaşmak da kişinin kendi becerileri hakkında yeni deneyimler kazanmasını sağlayabilir.
Özgüven geliştirmek, kendini her durumda başarılı olduğuna ikna etmekten çok daha gerçekçi ve dengeli bir benlik değerlendirmesi geliştirmekle ilgilidir.
Özgüven Geliştirmek Mümkün Mü?
Özgüven değişmez bir kişilik özelliği değildir. İnsanların kendilerine ilişkin değerlendirmeleri yeni deneyimler, ilişkiler ve düşünme biçimlerindeki değişikliklerle zaman içinde farklılaşabilir.
Kişinin güçlü yönlerini fark etmesi, hataları kişisel değerin göstergesi olarak görmemesi, gerçekçi hedefler belirlemesi ve sürekli karşılaştırma alışkanlığını gözden geçirmesi bu sürece katkıda bulunabilir.
Öz şefkat temelli psikolojik yaklaşımları inceleyen çalışmalar da benlik saygısında iyileşme olabileceğine işaret etmektedir; ancak araştırmalar arasındaki farklılıklar nedeniyle tek bir yöntemin herkes için aynı etkiyi göstereceği söylenemez.
Özgüven Sorununda Psikoterapinin Yeri
Özgüven sorunu kişinin ilişkilerini, sosyal yaşamını veya işlevselliğini belirgin şekilde etkiliyorsa psikoterapi sürecinde ele alınabilir. Terapi yalnızca kişinin kendisi hakkında olumlu cümleler kurmasını sağlamaya odaklanmaz; olumsuz benlik algısının nasıl oluştuğu ve bugün nasıl sürdüğü üzerinde çalışılabilir.
Kişinin kendisine yönelik katı değerlendirmeleri, kaçınma davranışları, onay ihtiyacı ve geçmiş deneyimlerin bugünkü ilişkilerine yansımaları terapi sürecinde incelenebilir.
Düşük benlik saygısına yönelik bilişsel davranışçı temelli müdahaleleri inceleyen çalışmalar olumlu sonuçlar bildirmiştir. Psikoterapi araştırmalarında benlik saygısında iyileşme görülmekle birlikte, uygulanacak yaklaşım kişinin yaşadığı diğer psikolojik güçlükler ve bireysel ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Özgüven Eksikliği Hakkında Sık Sorulan Sorular
Özgüven eksikliği tek başına bir psikiyatrik hastalık tanısı değildir. Ancak kaygı, depresif belirtiler veya ilişki sorunları gibi farklı güçlüklerle birlikte görülebilir. Evet. Eleştiri, dışlanma, başarısızlık deneyimleri veya yaşamda meydana gelen önemli değişiklikler kişinin kendisini değerlendirme biçimini etkileyebilir. Kişinin sürekli onay araması, sınır koymakta zorlanması veya reddedilme korkusuyla kendisini geri çekmesi ilişkileri etkileyebilir. Her kişide aynı ilişki örüntüsü görülmez. Düşük benlik saygısı ile kaygı arasında ilişki bulunmaktadır ancak tek başına doğrudan neden olarak değerlendirilmemelidir. Kaygının ortaya çıkmasında birden fazla psikolojik ve çevresel etken rol oynayabilir. Özgüven zaman içerisinde değişebilir. Kişinin düşünce biçimini, davranışlarını ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmesi daha dengeli bir özgüven geliştirmesine yardımcı olabilir. Günlük dilde birbirinin yerine kullanılabilseler de tam olarak aynı kavram değildir. Özgüven daha çok kişinin belirli durumlarda kendi yeterliliğine ilişkin inancını, benlik saygısı ise kişinin kendisine verdiği genel değeri ifade edebilir. Özgüven sorunu günlük yaşamı, ilişkileri veya kişinin yapmak istediği şeyleri belirgin şekilde sınırlandırıyorsa psikoterapi sürecinde ele alınabilir. Düşük benlik saygısına yönelik psikolojik müdahalelerin yararlı olabileceğine ilişkin araştırma bulguları bulunmaktadır. Özgüven Eksikliği Bir Hastalık mıdır?
Özgüven Eksikliği Sonradan Oluşabilir mi?
Özgüven Eksikliği İlişkileri Etkiler mi?
Özgüven Eksikliği Kaygıya Neden Olur mu?
Özgüven Eksikliği Geçer mi?
Özgüven İle Benlik Saygısı Aynı Şey mi?
Özgüven Sorunu İçin Terapiye Gidilir mi?