Bipolar(Manik Depresif) bozukluk ya da depresyon gibi tek uçlu duygu durum bozuklukları milyonları etkileyen bir hastalıktır.

Bu durumdan bunu yaşayanlar etkilendiği ve bu hastalığının zorluklarını yaşadıkları gibi bu hastalığa sahip hastaların yakınlarını da fazlasıyla etkileyen ve çaresiz bırakan durumlardır. Özellikle akut durumlarda hasta gibi hasta yakınları da ne olduğunu neler olmakta olduğunu anlayamamakta ve büyük bir korku çaresizlik yaşanmaktadır.

Çünkü tamamen kontrol dışı olan, kontrol edilemeyen bir durum yaşanmakta ve buna müdahale edilememektedir. Özelikle ilk atakta yaşananlar uzun süre hatırlanabilir ve hasta yakınlarında travmatik bir etki yaratır. Bu hastalık esnasında ve sürecinde kişiler şaşkın, umutsuz çaresiz, kızgın hissedebilir. Suçluluk, utanç, damgalanma korkusu, çevreden izolasyon gibi duygular hem hastanın hastalığının yanında, ekstra duygular olarak çıkar hem de hasta yakınları bu duygu ve düşünceler içinde çırpınırlar. Özelikle kapalı servislerde akut durumların ardından hasta yakınları ne olduğunu ve ne olacağını anlayamamakta ve yeterince bilgilendirmedikleri içinde gerçekçi olmayan düşüncelere ve korkulara kapılmakta bu hastalığı olduğundan daha farklı algılamalarına yol açmaktadır.

İlk önce şu noktalar asla unutulmamalıdır!

*Sevdiğiniz kişinin hastalığı sizin ya da sevilen kişinin suçu değil. Bu bir kadersizlik ya da kötü kader değil, bir hastalık.

*Destek, anlayış ve umut vermekle başlanabilir.

*Her kişi bu hastalığı farklı şekillerde yaşar ve bu yüzden hastaya beklediklerini direkt sormanın faydası vardır.

*Bu hastalık esnasında hasta hastaneye yatırılma durumundan ötürü sizlere kızgınlık, öfke, ve saldırganlık durumları yaşayabilir. Unutulmamalıdır ki siz dışardan gözleyen olarak çok farklı o ise bunu yaşayan olarak çok farklı hissetmektedir.

*Öncelikle bu duygu durum bozukluğu organik nedenleri olan ve bir diğer organik hastalıklardan farksız bir durumdur.

İlaç reddi, tedaviye uyum, aile ilişkileri ve bireyin ailesinden gerektiğinde destek alabilmesi ve bu desteği kabullenmesi, bireyin çocuksu yapısının olup olmadığı, bireyin bu hastalığı ve etkilerini ele alma ve değerlendirebilme konusunda içsel enstrümanlarının yetkinliği, özelikle manik atakları hissedebilme bu konuda dikkatli olabilme ve bunun ailesine ya da yakın çevresine söyleyebilme gibi unsurlar hastalığın yanında işin içine bireyin kişilik yapısının da etkili olduğunu göstermektedir.

Duygu durum bozukluklarının kişilerin tutum ve inançlarını ve değer yargılarını etkilediğini unutmayın.

Bu hastalık sürecinde ve özellikle hastalığın başlangıcında kendi, tutum ve inançlarıyla taban tabana zıt düşüncelere girebilir ve bu duyguları hissedebilir ve bu yüzden onları yargılamayın.(Hastaneye yatan genç bir kız atak öncesi babasına son derece saygılı ve hürmet dolu iken atak esnasında son derece saygısız ve önceki değer yargılarına aykırı davranmakta ve küfürler etmekte idi).

Mani döneminde kişi aşırı para harcamak, hızlı konuşmak, fikir uçuşması, kısa zamanda çok önemli işler yapacağını düşünmek, değişik keşifler ve icatlar yapacağını düşünmek, günlerce uyumamak, agresif davranışlar gibi belirtiler bu dönemi tanımlar. Bu dönemin yaklaşmaya başladığı zamanlarda kişinin davranış kalıpları, düşünce sistemi ve duygulanımsal değişimler yaşanır.

İşte bu noktalarda bu hastalığa sahip kişilerin yakınlarının dikkat etmeleri gereken noktalar vardır. Belli bir zaman sonra hasta yakınları, bu hastalığa sahip yakınlarındaki bu değişikleri fark etmeye başlarlar ve bunların bir atak sinyalleri olarak ayırt edebilirler. İşte bu durumlarda henüz iç görü geliştirememiş hasta bu hastalığı kabul etmez. Burada hasta yakınına iş düşmektedir. İlk hastalık atağı her zaman belirsizliklerle doludur, bu durumda derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

Duygu durum bozukluğuna sahip bu hastaların en riskli tarafları intihar girişimleridir. Bu tarz hastalarda en sık görülen ve ölümle sonuçlanma ihtimali yüksek bu girişimlere kulak vermeli ve dikkatli olunmalıdır.

Mani dönemindeki intihar girişimleri genellikle çok dürtüsel ve ani gerçekleşebilir. Kişi kendisini ölümsüz zannedebilir, kendisine bir şey olmayacağını düşünebilir, depresyon döneminde ,ise anhedonia(zevk alamama) dan ötürü bu tarz girişimlerde başarılı olabilirler.

Her hastada olduğu gibi özellikle bu hastalardaki intihar söylemlerinin her türlüsü dikkate alınmalıdır. Bunu sadece dikkat çekmek için yaptığı şeklindeki değerlendirmeler sonrasında pişmanlık yaratabilir.

Bu düşüncelere sahip kişilerle ilk etapta bu düşüncelerin bu hastalık çerçevesinde bir belirti olabileceği konusunda bilgilendirilmeli ve daha sonra en kısa zamanda profesyonellere başvurulmalıdır.

Bu tarz hastaların intihar teşebbüsleri her türlü metotla gerçekleşebilir. Tedavi olduğu ilaçları yüksek dozda alarak, bir ateşli silah vasıtasıyla ve ya kendisin, asmak yöntemi gibi… Bu hastalar duygu durum bozukluğuna sahip oldukları için düşünmeden ve çok ani davranışlarda bulunabilirler ve hiç umulmadıkları bir zamanda bunu gerçekleştirebilirler. Bu tarz hastalar hastanelerin kapalı servislerinde personele rağmen bunları gerçekleştirdikleri görülmüştür.

Hasta yakınları tedavi gördükleri uzmanlardan bu hastalıkla bilgi almalı bu hastalıkla ilgili bilgi edinmeli, ehil kişiler tarafından yazılan yazılar ve broşürler okunmalıdır.

Hasta yakınları bu hastaların davranışlarını ahlaki olarak değerlendirilmemelidir. Bazı belirtiler bu hastalığın özelliğidir. Son derece muhafazakar olan bir kişi bu hastalığın atağında hiç tanımadığı bir kişi ile ilişkiye girebilir, çok yoğun coşkulanmada bütün mal varlığını bağışlayabilir.

Bu hastalarla ilgilenmek sabır ve anlayış gerektirir ve aynı zamanda hasta yakınları hastadan ve onun şikayetlerinden bir adım önde olmalı, bazı ataklar uygun zamanda hissedilir ve müdahale edilirse belki de hastanede yatarak tedavi görmeden kontrol altına alınabilir.

Duygu durum bozuklukları düşünce, davranış ve duygu değişimleri içeren biyolojik belirleyicileri olan psikolojik yansımaları içinde barındıran, psikolojik destek de gerektiren hasta yakınına danışmanlığı içeren ve kontrol altında tutulması gereken bir hastalık, bozukluktur.

Bipolar ‘’iki kutuplu’’, ‘’iki uçlu’ anlamına gelen ve bir kutupta ‘’mania’’ yani coşkunun ve neşenin egemen olduğu kutup, diğeri ise aşağı doğru yani depresyon olarak tanımlanan hüzün, negatif düşünceler yani negatif düşünce ve duyguları barındıran tablodur.

Maniyi yukarıya doğru yönü gösterir, depresyon ise aşağı doğru yönü: Manide yoğun bir ‘’zevk alma’’, depresyonda ise tam tersi ‘’zevk almama’’ durumu vardır.

Bu hastalık belki uzun zaman ilaç kullanmayı gerektiren sürekli kontrolü gerektiren bir hastalık olup, bazen hastalar kendilerini geçici bir iyilik halinden sonra tedaviyi bırakabilmektedirler ve bu sonucunda da yoğun bir atakla hastaneye yatmak zorunda kalmaktadırlar.

Bu hastalığın tedavisinde psikolojik tedaviler, destekleyici terapiler ve aileye danışmanlık ihmal edilmemesi gereken yöntemlerdir.

Yukarıda da bahsettiğim gibi bu hastalığın her ne kadar biyolojik kökeni olsa da bu hastalığa sahip kişilerin, bir kişilik yapıları, psikolojik örgütlenmeleri söz konusudur.

Medikal tedavinin yanında psikolojik destekler bu hastalıkla baş etmek, mücadele etmek bu hastalığı kabullenmek ve hastalıkla ilgili kendisine düşen sorumlulukları almak ve kendilik örgütlenmelerini anlamak ve onları yapılandırmak bu hastalığın ataklarını gerçekleşme sıklığını azaltacağını düşünüyorum.(Hastanede bu hastaların psikolojik tedavilerini üstlendiğimde, bu tedavi sürecinde hastaneye yatışların seyrekleştiğine tanık tanık oldum.)