Demorazizasyon bozukluğu yaşamsal sorunlarla ilgili olarak baş etme konusunda yetersizlik, çaresizlik duyguları ile birlikte umutsuzluk, anlamsızlık, öznel yetersizlik hisleri, benlik değerinin azalması ile ortaya çıkan bir durumdur.

Üretken bir yaşam için tutarlılık ve bu tutarlılığın neticesinde elde edilen başarı insanı mutlu kılar ve yaşama dair umutlarını artırır. Ama bunun tam tersi durumda ise kişi kendisini işe yaramaz , mutsuz , umutsuz hissetmeye başlar.Umutsuzluğunda en önemli sonucu ise anlamsızlık duygularının ortaya çıkması ile kişi kendisini değersiz hissetmeye bu değersizlik duyguları da yetersizlik duygularına sebep olur ve bu durum üzerinde çalışılmaz ise sonuçta bu yetersizlik duygusu kronikleşmeye başlar. Her insan yetersizlik , eksiklik duygularını kendisinde hisseder. Ama hayatın içerisinde uğraşılar, çalışmalar ve sonuçta ortaya çıkan ürünlerle kişi kendisini mutlu ve anlamlı hisseder. Hayatı kendisine göre anlamlandırır ve anlamsızlık içine düşmez. Anlamsızlık duygusu insanın içinde zaman zaman kendisini gösteren bir duygudur.Fakat bizler yaşamın içerisinde bu duyguları yaşamamıza neden olacak durumları ortadan kaldırmaya çalışırız. En ufak boşluk anlarında bu duygular kendilerini gösterir ve bizlerde bu duyguları hissetmemek adına kendimizi oyalarız. Eğer bireyin yaşamında baş edemeyeceğini düşündüğü,öyle algıladığı durumlar ortaya çıktığında ise kişi kendisini bir anda anlamsızlık denizi içinde bulur. Demoralize insanlar hayatlarına devam etmek için bir neden göremezler, ilerlemek için amaçlarının kalmadığını düşünürler ve amaçsızlığın getirmiş olduğu düşüncelerle tam bir umutsuzluk noktasına gelirler.Bu düşünce ve duygular kişinin varlığına bir tehdit oluşturabilir. Hayatın boş olduğuna dair düşüncelere mahkum olmaya başlarlar. Bu duygu ve düşüncelere neden olan durumlar ise bazen bir hastalık haberini almak, bir kaybın ardından yaşanan yas, yaşlılarda görülen sıkıntı sabırsızlık içinde ölümü beklemek olabilir.

Bu umutsuzluk ve anlamsızlık duyguları kişide daha çok sosyal izolasyona sebep olabilir, insanlardan uzak durma, onlarla görüşmeyi anlamsız bulma, kısır döngüyü daha çok arttırarak bireyde sevilmeme duygularını yaratabilir.

Tanısal Anlamda Demoralizasyon Belirtileri;

  • 1) Var oluşsal sıkıntı belirtileri, anlamsızlık ve anlamsızlığın yarattığı umutsuzluk belirtileri
  • 2)Karamsarlık duygusu , başa çıkma motivasyonun azlığı, çaresizlik duygusu.
  • 3) İlişki azlığı, sosyal izolasyon, yabancılaşma, destek eksikliği.

Depresyon ve Demoralizasyon Arasındaki Farklar,

Demoralizasyon anlam kaybı ile karakterize olup, yetersizlik duygusu, amaçsızlıkla birlikte devam ederken, depresyonda öncelikle anhedoni(zevk alamama), çevresi ve kendine karşı ilgi azlığı, yaşamsal faaliyetlerden uzaklaşma söz konusudur. Demoralizasyonda da bu anhedonik belirtiler yani zevk alma azlığı gözlense de bu daha çok durumsal nedenlerle ilgili olmaktadır.Yani moral bozukluğu ve keder, depresyondan daha faklı duygu durumlarıdır. Örneğin kanser hastalarında görülen ve bu hastalığa bağlı anhedonik düşüşler görülebilir ama depresyondaki zevk almama farklı durumlardır.Tedavi edilmeyen ve üzerinde çalışma yapılmayan demoralizasyon klinik depresyona ve ileride major depresyona dönüşebilir.

Aşağıda sıkıntı ve mutsuzluğun bir bireyde nasıl kronikleştiği ve hayatının geneline nasıl yayıldığına dair örnek bu yazılanlara kavramaya ve nasıl birey tarafından sistematize edildiğini anlamamıza yardımcı olur;

Sıkıntı hayatı değersizleştiriyor, değersiz olandan ayrılmak kolaydır.Anlamını yitiren anlamsızlaşır.Anlamsız olanda değersizdir. Hayatı yaşamazsam ayrılması da kolay olur. Ölüm fikri daha az korkutucu olur. Mutluluğu yaşamak ise hayal kırıklığı yaratır. Mutluluğun sonu mutsuzluğu çıkar. Bu da hayal kırıklığı demektir. Sıkıntı cesur kılıyor. Çünkü beni üstün kılıyor. Mutlu olmazsam borçlu olmam , ölüm gibi borcu da ödememiş olurum. Sıkıntı zaten yaşamayacağım acılara karşı beni korur. Mutlu ve tasasız bir hayatta ölmek çok zor.O hayatı bırakabilmek, çünkü iyi olanı bırakmak çok zor .Anlamdıramadıklarımı anlamsızlaştırdığımda anlam değersizleşir.Ama biliyorum ki değerli olan değersizleştirilir. Sıkıntıyı değerli kılmak ve sıkıntıyı diri tutmak umutsuzluğa karşı beni bir kalkan gibi korur. Sıkıntı umutsuzluğun ilacıdır. Sıkıntı diri olduğumu hissettirir.Çünkü ölüm hayatın dahilindedir. Ölüme karşı güçlü olmak demek '' zevk alma'' ki hayatın ve ölümün bir anlamı olmasın. Hayatı değersizleştirirken ölümü değersizleştirmiş oluyorum. Mutsuzluğun sonunda sürpriz yoktur. Ama mutluluğun sonunda hayal kırıklığı, ayrılık ve yine mutsuzluk vardır. Mutlu olma ki, hayal kırıklığına uğrama !

Son olarak Kierkegaard ın umutsuzlukla ilgili olarak söyledikleri yazılanları bir kaç cümle ile özetlemektedir; Kierkegaard a göre ‘’umutsuzluk benliğin hastalığıdır, ölümcül hastalık olan umutsuzluktur’’.

Umutsuz kişi ölesiye hastadır. Başka bir hastalıktan daha fazla bir şekilde .Bu hastalık varlığın en saygın özüne bir saldırıdır.Burada ölüm bir son değil, bitmeyen bir sondur.

Kaynaklar

K. Sören Ölümcül Hastalık Umutsuzluk 1997

Surjeet Sahoo1, P. K. Mohapatra 2

1I.M.S & SUM Hospital, Bhubaneswar.

2Mental Health Institute, SCB Medical College, Cuttack, Orissa-753007, India