Sosyal kaygı, sosyal ortamlarda ve kişilerle olan ilişkilerde otomatik olarak ortaya çıkan eleştirilme, yargılanma, olumlu ya da olumsuz değerlendirilmeye dair otomatikleşmiş düşüncelerdir. Başka bir deyişle sosyal kaygı yetersizlik, utanma, aşağılanma ve bunlardan kaynaklanan depresif duygularla ilerleyen, toplumda bulunan diğer insanlar tarafından olumsuz olarak değerlendirilmeye dair ortaya çıkan korkulardır. Sosyal kaygısı olan insanlar, sosyal ortamlarda (özellikle yeni karşılaştığı) tedirginlik yaşarlar. Sosyal kaygı toplumlarda zannedilenden daha sık görülen ve çok yaygın olan bir sorundur. ABD’de yapılan araştırmalarda kişilerin yaşamında üçüncü büyük acı verici olarak tanımladıkları hayatlarını kesintiye uğratan bir problemdir.

Genelleşmiş sosyal endişe, kişinin neredeyse çoğu sosyal ortamda kendisini sinirli, endişeli ve rahatsız hissetmesine sebep olur, kişi sosyal gruplar önünde konuşmakta güçlük çeker ve bu ortamlardan kaçınır.

Sosyal kaygı bozukluğu olan kişiler genellikle aşağıdaki durumlarda ciddi duygusal sıkıntı yaşayabilirler;

1)Bir şey yaparken izleniyor olmanın verdiği yoğun sıkıntıdan ciddi bir şekilde etkilenerek performans kaygısı yaşamak,

2)Görünmek ve ilgi merkezi olmaktan rahatsız olmak,

3)Otorite sayılabilecek kişilere karşı görünürde aşırı itaat etmek ve bu kişilerin yanında sıkıntı yaşamak,

4)Özellikle yabancılarla sosyal ortamlarda karşılaşmanın verdiği bir sıkıntıyı yaşamak ve nasıl değerlendirileceğine dair kuşku içinde olmak, bir an önce oradan ayrılmak istemek,

Sosyal kaygıyı yaşayan insanlar bu kaygı ve korkularının yersiz ve saçma olduğunu belirtirler fakat kendilerini böyle hissetmekten alıkoyamadıklarını ifade ederler.

Sosyal kaygının, bedensel, zihinsel ve davranışsal belirtileri şunlardır;

  • Fiziksel Belirtiler;
  • Nefes almakta güçlük çekmek
  • Hızlı kalp atışı,
  • Yüz kızarması,
  • Terleme, titreme, ve özellikle sesin titremesi
  • Ruhsal Belirtiler
  • Üzüntü, endişe, korku, öfke,
  • O anda insanların ne düşündüğü üzerinde odaklanma,
  • Alay edileceği endişesi,
  • Yanlış bir şey söyleme korkusu,
  • Utanma.
  • Davranışsal belirtiler;
  • Göz teması kuramama ya da kaçınma
  • Sosyal ortamlardan kaçınma ya da bir sosyal ortama katılmak zorunda kalındığında tanıdık birine yapışma ihtiyacı duyma,
  • Yabancı ortamlarda yoğun kaygıdan elini kolunu nereye koyacağını bilememe, sık sık pozisyon değiştirme.
  • Sosyal Kaygıyı arttıran Nedenler;
  • Korku ve kaygı duyulan durumlardan kaçınmak, üstüne gitmemek.
  • Yaşanılan kaygıdan dolayı, aslında insanlardan hoşlanmadığını söyleyerek yalnızlığı arttırmak.
  • Bu durumun bir anda değişmesini beklemek,
  • Göz teması kurmayarak ve fark edilmemeye çabalayarak somurtmak
  • Konuşurken dilinin sürçmesinden ya da yanlış ,komik bir şey söyleme endişesiyle oldukça temkinli olmak ve gerçekten komik birşeyler söylemek (kehanetin doğrulanması).
  • Davranışlar da ve konuşmalarda son derece kontrollü olmak, düşündüğünü söyleyememek, hissettiğini dışa vuramamak.
  • Kendi kendisini motive edememek , bu konuda dışarıya bağımlı olmak.

Sosyal kaygısı olan bireylerin sosyal, mesleki olarak ilerlemeleri zor olur. Çünkü sosyal ortamlardan kaçınıp fikirlerini ortaya koyamadıkları için bir takım fırsatları kaçırmaları olasıdır.

İletişim sorunları olduğu için kurdukları ilişkilerin kalitesi düşük ve kısır şekilde gelişir, isteklerini ortaya koyamamaları nedeniyle tatminden uzaktır.

Sosyal kaygı olgusu ciddiye laınması gereken bir olgu olup bu tarz kaygılar bazen başka psikiyatrik bozukluk ve hastalıkların habercisi niteliğinde de olabileceği dikkate alınmalıdır.