Freud un İrmaya yapılan İğne rüyası adlı eseri psikanalizin ve psikanalitik metodun oluşmasındaki temel taşlardan biridir.Bu rüya Freud un ilk defa bir rüyayı,rüyada görülen malzemeyi detayıyla incelediği, serbest çağrışıma tabi tuttuğu fazlasıyla sistematize ettiği rüyadır.Fazlasıyla sistematize etmesinin önemi ise bu rüyanın daha sonraki rüyaların yorumlanmasında ve ödipal kompleksin kavramsallaştırılmasına katkısı açısından önemlidir.Ödipal kompleksi psikanalizi psikanaliz yapan temel kavram olarak düşündüğümüzde bu rüyanın önemi daha çok anlaşılır.Bir nevi rüyaların yorumlanışında şablon niteliğinde,temel program niteliğindedir.İrma rüyası diğer rüyaların yorumlama esaslarını oluşturma da temel harita niteliği taşır.Freud un kendi aktarımlarını yorumladığı ve rüyalarını değerlendirmesi açısından da kendi kendisini deşifre ettiği rüyadır.

Bu rüyanın ilk sistematize edilmiş rüya olması nedeniyle diğer rüyalardan farkları;

Bu rüya psikanalizin cinselliği değerlendirişi ve bu doktrinin içinde,bünyesinde ele alınış şeklini belirler.Her ne kadar psikanaliz eleştirmeni olan Hans –Jürgen Eysenc in (1966) bu rüyayı basit bir analistin tedavide uğradığı başarısızlığın açık bir ifadesi ve aynı zamanda cinselliğin hiçbir şekilde yer almadığı bir rüya olarak tanımlasa da burada Freud un gizil erotik aktarımlarını ve diğer bilinç dışı çatışmaları çarpıcı şekilde görmek mümkün.Yani bu rüya psikanalizin temeli niteliğinde olup basit bir mesleki yetersizlik ya da düz mantık mesleki etik davranışlarının değerlendirilmesinden daha derin anlamlar ifade etmektedir.Bilhakis bu rüyada gerek erotik aktarımların,latent eş cinsel arzunun, narsisitik-tanrısal aktarımları en çarpıcı bir biçimde görmek mümkün….

Ayrıca İrma rüyasının sistematize edilme niyetinden ötürü yoğun yorum trafiğine de maruz kalmış olması da söz konusudur tıpkı Freud un İrma ya yüklediği anlamlardan –aktarımından ötürü İrmanın bu yoğun aktarım trafiğine maruz kalması gibi...Bu rüyada aktarılana göre Freud ve Fliess in kendi uzmanlık alanları doğrultusunda ,inceledikleri ve alanlarında yıldız olmak isteyen bu iki insanın aktarımlarıyla dolu olduğu ortadadır.Bu rüyaya kitabında yer ver veren Anzieu ise Freud ve Fliess arasında separatör işlevi görmekten kendisini alıkoyamamaktadır.Anzieu nun gözünde Fliess tarafından sürekli içine defalarca girilen ,ameliyat edilen İrma Fliess in kendi mesleki hırslarına kurban edişmiş ama bunun vicadni sorumluluğunu almakata Freud u düşmüştür. .Anzieu un gözünde de Freud u burada Fliess in önünde pasifliği çoktan kabul etmiş,boyun eğmiş mazoşistik tutumuyla görmekteyiz.Bu rüyayı değerlendirirken acaba Freud !Bir çocuk dövülüyor’ adlı makalesini Kızı Anne Freud un vaka çalışmasından sonra mı yoksa Fliess le zaten var olan,Tanrı-kul-baba-oğlu,anne-oğul,kadın-erkek,sadist-mazoşist gibi iki kutuplu ilişkisi sonun damı yazdığı düşünülmeye değer bir konu şeklinde düşünüyorum.

Bu rüyada Freud ile Fliess arasındaki ilişkinin niteliklerinden biri negatif ödipal çatışmalardan yola çıkmış gibidir.Burada Freud Fliess yazışmaları ,mektuplarının içeriğine baktığımızda sevgiliye sitem,sevgiliye yakarış sevgiliden destek bekler nitelikte olup iki erkeğin karılarını bile kıskandıracak düzeye erişmiştir.(Özellikle Fliess in eşini).Anzieu nun kitabından incelediği bu rüya Anzieu nun katılımıyla Freud Anzieu ve Fliess üçlü katılımı Freud un ısrarla en başlarda ödipal üçlüyü bilimsel zemine oturmak adına uğraştığı trimetilamin formülüne benzer.Sadistik tutumu ve Freud u ayartan ve kendisine tabi kılmaya çalışan Fliess ,boyun eğer nazoşistik arzularıyla Freud ve Freud un sadist karşısında hamiliğe soyunan ve zaman zaman maternal bir tutum takınan Anzieu.Fliess in İrmaya tıbbi müdahaleleri tamamen enteklektüel çerçevede cinsel içerikli ,kastratif özellikli konkaları dağlaması sembolizasyonun üst noktasıdır.Aynı zamanda Freud un da zaman zaman burnu ile ilgili rahatsızlıklarını Fliess e tedavi ettirmesi ya da müdahalesini istemesi de tamamen kastrasyonu arzusuyla ilgilidir.Kendilerine zarar veren bireylerde gördüğümüz bedenleri keserek ya da diğer şekillerde zarar verenlerin aslında bu zararı kastrasyonla özdeşleştirmeleri Freud un bu arzusuyla örtüşmektedir.Burada gerçekten Freud un kendi tanımlamalarıyla nevrotik örgütlenmesinin mi yoksa daha ilerlemiş sınır problematiğinin mi göstergesi olduğu düşünülmelidir. Burada Freud un Fliess e karşı bağımlılığı o kadar üst düzeydedir ki onun yasaklamaları ve izni hayati önem taşır.Freud un içsel kaynakları oto kontrolü sağlamaya yeterli olmayıp, dışsal olan Fliess in izni,yasağı ve cezalandırmaları önem taşır.Fliess onun için yasa koyan ,yasaklayan gerektiğinde cezalandıran kastratif bir figürdür.Freud o dönemlerde sürekli birilerini idealizasyon nesnesi olarak seçmesi sanki kendisine kastratif bir figür arayışı neticesinde Fliess sadistik libidinal boşalımları içinde Freud un mazoşistik arzularına denk düşmüştür.Yani ikili birbirilerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir araya gelmişler muhteşem ikliyi oluşturmuşlar ama bu ikili oluşun zemini patolojik süreçler belirlese de bilinç te tamamen bilimsel bir niteliği olan bilimsel bir ortaklık gibi görünmektedir.Fliess ve Freud arasındaki bu ihtiraslı ilişkinin arasına giren her kes kanatılarak cezalandırılmıştır.Emma eckstein bunlardan biridir.Fliess in konkalarını tedavi çatısı altında Emmanın konkalarını dağlayarak bir nevi klitoral bölgesi kastre edilmiştir.Çünkü Freud ve Fliess burun konkalarının genital organa denk geldiği konusunda hem fikir olmuşlardır.Fliess in Freud için diğer bir fonksiyonu da ,Freud un narsisistik zedelenmişliğini,narsisistik hassasiyetlerini onaracağına inandığı ve bunu da muhteşem kendiliğe sahip bir öteki ni bulma ihityacın da olması nedeni ile arayışlarını sürdürmesini kendisini o çağın sanatçı ,bilim adamları ile özdeşleştirme arzusu içinde olarak yapması ama aynı zamanda bu rolü üstlenebilecek birine ihtiyacı vardı ,Breuer e teklif ettiği bu rol Breuer tarafından şiddetle reddedilmiştir. Fliesin de Freud gibi muhteşem kendiliğini yansıtabilecek ve onu parlatacak bir ötekine ihtiyaç duyması sayesinde iki adam kendilerine özgün narissistik ihtiyaçlarını birbirlerine bu rolleri vererek ve üstlenerek dengeyi bulmuşlardır.Psikanalitik kuram bu dengenin bir ürünüdür.Tıpkı divana uzanıp pasif konumu kabul eden analizan ile analiz edenin-yorum yapanın sadistik pozisyonu gibi.Sadistik pozisyon diyorum çünkü yorum yeterince erotik,giren ve nüfuz eden bir özelliğinin oluşu nedeni ile.. Tabi ki onlara göre kendi alanlarında yıldız olma adına..Freud un ideliaze edebileceği muhteşem öteki ihtiyacını kızı Anna Freud unda arzulayabileceğini düşünmüş kızı Annayı da Lou Andreas Saloma yönlendirmiştir.Ve bu psikanalist entelleltüel ve sanatçı olan kişiye teslim etmiştir.Ve bu psikanalistin ve sanatçının heteroseksüel olmayışı da Freud un özdeşim nesneleri hakkında fikir edinmemizi sağlayabilir.

Mazoşizmin psikanalitik açıklamasında, çocukluktaki iğdiş edilme kompleksi sorumlu tutulur.Buna göre mazoşist birey ,iğdiş edilme korkusu yüzünden cinsel hoşlanma duygusunu reddetmekte ve beraberinde suçluluk duygusunu hissetmektedir.Acı veren tutumlara maruz kalmayı bu kadar istemelerinin nedeni ,suçluluk duygusunu hafifletmektir.Bu yolla adeta kendi kendisini iğdiş etmektedir.Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud a göre insanda apayrı bir mazoşistik bir içgüdü yoktur;sadizm ve mazoşizm birbirlerinin tamamlayıcılarıdır.Mazoşizm bireyin kendi benliğine yönelmiş saldırgan sadistik arzulardan başka bir şey değildir.

Mazoşizimin Ekonomik sorunu(1924) başlıklı makalesinde Freud (erkekteki) mazoşizmi kişiyi kadın konumuna oturtan bir gerileme olarak yorumlar.Mazoşist fanteziler ‘hadım edilme,cinsel birleşme eylemine maruz kalma ya da çocuk doğurma’ anlamını taşımaktadır.

Freud Fliess le ilişkisinde sürekli Fliess in hatalarını üstlenme onun hatalarına rağmen ki bu hatalar Freud takip ettiği hastalara tıbbi müdahalelerinde onların hayati risklere girmesine neden olduğu halde Fliess e karşı şu ifadeleri onun acı veren tutumlara maruz kalma arzusunu sürdürmesini anlayabiliriz: Benim için sen bir hekim olarak herhangi birinin ya da bir ailenin hayatını güvenle ellerine teslim edebileceği türde bir insan olarak kalacaksın teveccühün seni sevme nedenlerimden biridir’.Freud un Fliess e yazdığı bu mektupta Fliess in defalarca Freud un güvenini yitirmesine ve hastalarının akibeti karşısında defalarca suçluluk hissetmesine karşı ona güvenini,idealizasyonunu sürdürmesi sadistik nesneyi diri tutma ve kaybetmeme dolayısıyla cezalandırılma arzularının tatminini Fliess in varlığıyla sağlama sürecinden başka bir şey değildir.Aynı zamanda yukarıda 1924 yılında kendisinin de ifade ettiği gibi mazoşist kişi pasif konunda olan,kadın konumuna regrese olabilen kendiliğe sahipse ,Freud u kadınsı pozisyonda sabit tutabilecek tek kişi de Fliess olacaktır.Nitekim Psikanaliz Fliess ve Freud un patolojilerinin bilimsel alyansının sonucunda oluşan tohumların döllenmesinden başka bir şey değildir.

Bu konuda Freud un biyografı Didier Anzieu ,Freud un yaratıcı hamlesinin doğurgan yaratıcı kadınlara duyduğu hasetin önemli bir yeri olduğunu ileri sürer.Anzieu ya göre Freud bu hasetin altından ,bu kadınlarla ruhsal düzeyde özdeşleşerek kalkabilmiştir.Buna ek olarak Freud un Fliess le olan ilişkisinin Freud un içindeki kadını özgürleştirdiği ve onun yaratıcılığına daha da ivme kazandırdığı ileri sürülebilir.O halde psikanaliz kadınsı özgürleşmenin bir ürünüdür.Sonuç olarak psikanaliz Freud un özdeşim kurabileceği bir muhteşem kendilik arayışının,arzuladığı kadınsı kimliğin,mazoşistik kendiliğin, sadistik ötekiyle bütünleşme çabasının,imkansız olan bir erkeğin çocuk doğurma fantezilerinin toplamıdır.Karşımızda üçgensel bir örgütlenmeden ziyade çok kenarlı,çok köşeli,oldukça hasarlı, İrma ya da Emma Eckstein gibi kanlı bir kendiliğin ürünü çıkmaktadır.

Psikanaliz Freud ve Fliess in yasak arzularının psikanaliz metoduyla oldukça entellektüalize edilmiş bir şekilde tatmin buluşudur.