Bridget Conlon tarafından 2003 yılında yapılan bu araştırma, kendine zarar verme davranışı ile sosyal izolasyon olgusunu ele almıştır. Self ınjury derinlemesine çalışılan ve çalışılması gereken bir konudur. Bu kadar ilkel ve bireyin kendisine yönelik bu sıra dışı tutumu sadece sosyal izolasyon olayıyla açıklanabilecek bir şey değil, belki de sadece zaten var olan bu ilkel mekanizmayı daha çok azdıran ve şiddetlendiren bir etkendir diye düşünüyorum.

Durkheim 1951 yılında , intiharla ilgili yaptığı çalışmalarda, bireylerin kendilerine yönelik yıkıcı davranışlarında sosyal izolasyonun önemli bir rol oynadığını saptamıştır. Sosyal izolasyon sosyal desteğin karşıtıdır.

Yani sosyal destek sosyalliğe denk düşer. Sosyal izolasyon iki nedenle bedensel yıkıcı davranışlara sebep olur. Bunlardan birincisi, bireyin izole yaşaması ile toplumdan kaçması, uzaklaşması, sosyal destekten mahrum kalmasıyla birey daha hızlı bir şekilde bunalıma girebilir.

Burada sosyal destekten kastımız ilgi, alaka, sevgi, önemli hissetme ve hissettirilme gibi ihtiyaçlar ciddi anlamda kesintiye uğrar. Bireyin varlığı ötekinin varlığına ve etkileşimine muhtaç olduğuna göre , ötekinden gelen akış kesildiğine göre ''ben'' kime göre ''ben''dir.

Diğer ise sosyal destek , bireyin bunalımı ile birey arasında bir tampon vazifesi görmektedir.

Sosyal olmayan birinin normal bulunmadığı gibi, sosyal destekten de yoksun olmak demek bireyin küçük problemleri bir daha şiddetli algılamasına, yaşamasına ve bu küçük problemlerin kalıcı hale gelmesine neden olabilmektedir.

İzole olmuş kişiler, yaşamsal problemler karşısında geleneksel ve alışıldık olmayan şekildeki yöntemlere başvururlar; kendine zarar verme gibi.(Harry 1983),

Sosyal ilişki ve iletişim benliğin gelişimi ve benlik organizasyonu için gereklidir. Yani sosyal iletişim ve sosyal destek benliği yapılandıran bir etkisi vardır.

Stryler’s (1980) kimlik teorisine göre, bireysel izolasyon yaşayan bireylerin diğerlerine göre daha az davranışsal kılavuzları olacak ve kimliksel anlamda bir eksiklik ve yetersizlik doğacaktır.

Self ınjury yani kendine zarar verme davranışı aslında duygusal olarak sapkınlıkla eşleştirilir. Ve bu duygusal sapkınlıkta sosyal izolasyonun etkisi ile daha çok artmakta ve kalıcı halde gelmektedir. Yapılan çalışmada kendilerine zarar verenlerin yakın geçmişlerinde depresif belirtiler yaşadıklarını göstermiştir. Acaba bu yakın geçmişteki depresif belirtilerin etkisi ile ortaya çıkan izolasyonun etkisi ile mi kendilerine zarar vermek gibi ilkel ve geleneksel olmayan reaksiyon vermişlerdir?

Araştırmada aratan izolasyonun daha fazla kendine zarar verme/yaralama davranışına sebep olduğu saptanmıştır.

Sonuç olarak sosyal izolasyonun kendine zarar verme davranışını arttırdığı, sosyal izolasyonla bağlantılı olan depresif semptomların sosyal izolasyonu arttırarak(gençlerde) kendine zarar verme davranışına daha fazla ortaya çıkardığı görülmüştür.

Kendine zarar verme davranışı ile kimliksel özdeşim kurma arasında zayıflık olduğu , özdeşimde eksiklik, bireyin davranışlarını etkileyecek ve onları yönlendirecek kılavuz söz konusu olmadığı için duygulanımsal sapkınlık yaşayacaktır.

Self ınjury (kendine zarar verme) nin en fazla görüldüğü Borderline Kişilik Bozukluğu tanısı almış bireylerde sıklıkla görülüyor olması da bu kişilerin ilişkisel problemler yaşamaları ve bunda ötürü nesne sabitsizliğinin oluşması neticesinde yaşadıkları sosyal izolasyonla da ilişkilendirilebilir.

Ayrıca yeme bozuklukları olan vakaların bir kısmında kendilerine zarar verme davranışının görülmesi de beden imajı yaşayan bu kimselerin sosyal izolasyona normal bireylerden biraz daha fazla maruz kalacakları için kendine zarar verme davranışı ve sosyal izolasyon arasındaki ilişkiyi daha çok kuvvetlendirmektedir.