Başta ergenlik çağındaki bireylerde olmak üzere kendine zarar veren çoğu insanın düşünce kalıpları, düşünme biçimleri ve algılayışlarında bazı ortak noktalar vardır. Bu düşünüş biçimlerine gerek klinik çalışmalarda gerek hasta görüşmelerinde sıklıkla rastlanmaktadır. Kendine zarar verme davranışı söz öncesi bir ifade biçimidir ve bu kişilerde, anlatamamak, ifade edememek, dile getirememek gibi ifadelere çok fazla rastlanır. Davranışlarının nedenini, rahatlama, duygularını kontrol etme, sakinleşme, gerginliği azaltmaya çalışmak’ olarak ifade etmektedirler. Duygulanımları ise öfke, kızgınlık, hayal kırıklığı, nefret olarak belirmektedirler. Kesme, yakma öncesi hissedilen ağır duygulanımlardan bahsedilse de aslında bu duygulanımların neye bağlı oldukları pek ifade edilmez, edilemez. Sadece öncesinde güçlü bir duygulanım vardır. Özellikle ergenlerin “nefret ediyorum, çok öfkeliyim” ifadelerinin aslında içinin boş olduğu görülür. Yoğun duygulanım kılıfları denebilecek “nefret, öfke” gibi ifadelerle, özellikle duygular izole edilmeye çalışılmaktadır ve zarar verme biçimleri her ne kadar acıyı azaltmak için yapılsa da yine de bedene acı verilerek yapılan bu müdahale duygu izolasyonuna yardımcı olur. Kesme davranışı ile duygulanımla duygulanımın bağlı olabileceği yaşantı, tecrübe, anı ve olay birbirinden ayrıştırılmak istenir. Yani bir nevi olaylarla duygulanımlar arasındaki hat kesilerek kısa devre yaptırılır. Self-injury bu hissizleşmeye yardımcı olur ve defansif izolatif bir görevi vardır.

Bu otomatikleşmiş düşünce biçimlerine örnek olarak;

  • “Hiç kimse hissettiklerimi anlamıyor.
  • “Kendime zarar vermek, yaralamak, duygulanımlarımı kontrol edebilmemin tek yolu.
  • “Yaralanmayı hak ediyorum.
  • “Ben bir ucubeyim!
  • “Kendimi yaraladığım zaman diri hissediyorum.
  • “Eğer kendime zarar verirsem başka kimseye zarar vermemiş olurum.
  • “Şişman ve çirkinim, bedenimden nefret ediyorum.
  • “Acı iyi hissettiriyor.
  • “Kanın bedenimin üzerinde akıyor olması ve onun bedenimin üzerinden akıyor olmasını hissetmek hoşuma gidiyor.
  • “Ailemi uzaklaştırmanın ve geri çekilmelerinin tek ve en iyi yolu kendime zarar vermek.
  • “Bedenimdeki yara izleri, aslında hayatımın ne kadar berbat olduğunu gösteriyor.
  • “Kendimi kesmek piercing ve dövme yaptırmak gibi.
  • “Kendimi yaralamak, birtakım şeyleri dışarı fırlatmanın iyi bir yoludur.
  • “Kendimi yaralamak, sadece kötü bir alışkanlıktır; sigara içmek gibi. Eğer istersem durdurabilirim.
  • “Kendilerini yaralayan insanların çoğu okullarında başarılı, mükemmel çocuklar.
  • “Çoğu meşhur insan kendini yaralıyor. Bunu okuyor ve biliyorum ve onlar hala başarılı ve zengin’.

Yukarıdaki ifadeler kendine zarar verenlere ait ifadelerden bazılarıdır. Lawrence Shapiro’nun 2008’de “Stopping the Pain” adlı kitabında derlediği bu ifadelerin kimi birbiriyle benzerlik gösterse de ifadelere dikkatle bakılırsa kendine özgü farklılıklar taşıdığı görülmektedir. Kimi ifadeler suçluluk duygusunun varlığını düşündürebilir; fakat kesme davranışı ve diğer zarar verme davranışları aslında bir arzuya değil, bir ihtiyacın giderilmesine gönderme yapar. Birey her ne kadar zevk aldığını söylese de burada arzunun varlığından söz etmek pek mümkün değildir; çünkü kendine zarar veren kişiler bir nevrotik örgütlenmede olduğu gibi çatışmayı bedenin içinde halledememektedir. Ancak kendine zarar veren bireyleri iyice dinlediğinizde tıpkı madde bağımlısında olduğu gibi acıyı dindirmenin, sakinleşmenin, duygulanımı kontrol etmenin ve yukarıda söylediğimiz gibi anı, yaşantı, tecrübe gibi durumlarla, duygulanımlar arasındaki hattı kesmenin aslında bir arzunun değil bir ihtiyacın ürünü olduğu görürüz. “Dışardan bir şey alınır ve sakinleşilir, dışardan bir şey alınır ve uyuşulur’’. Öte yandan bazı araştırmacılar (Farber 2000, Levitt, Sansone & Cohn 2004), Conterio ve Lader (1998); self mutilasyon için “çağımızın yeni anoreksiyası” tanımını yaparlar ve self mutilasyon ile yeme bozukluklarının benzer dinamikleri olduğunu öne sürerler. Onlara göre kesme davranışı, bir kimsenin kendisini yiyecekten mahrum bırakması gibi çok güçlü bir mesaj içermektedir. Bu davranış, yani

kesmek, geçmişten gelen ve kendisini o anda değişik duygulanımlarla hissettiren ve kişide zorlanma, acı yaratan ve geçmişte yaşadıklarının o, çok şiddetli sesini kısmanın bir yoludur (Conterio & Lader, 1998; Farber 2000; Nasser 2004; Strong 1998).

Kesme davranışına özellikle yeme bozukluklarında (anoreksiya nevroza, bulimiya) madde ve alkol bağımlılarında, daha sıklıkla rastlanmaktadır. Shapıro’nun derlediği otomatik düşünce kalıpları incelendiğinde bir bağımlılığın sözkonusu olduğu ve bunun yasallaştırıldığı görülecektir. Duygulanımlarını bu sayede kontrol edebilmeleri madde bağımlılarının, özellikle marıhuana kullananların “kendimi hissedebiliyorum, yaratıcılığımı arttırıyor, sakinleşiyorum, rahatlıyorum, hiçbir şey düşünmüyorum…” şeklindeki ifadelerinin, kendine zarar veren bireylerin söyledikleriyle benzerlikler taşıdığını ortaya koymaktadır. Kendine zarar veren bireylerle yapılan klinik görüşmeler nevrozdan uzak bir kişilik örgütlenmesi içinde olduklarını gösterir niteliktedir. Fakat kesme ve diğer zarar verme davranışlarını gerçekleştirenler sadece kişilik bozukluklarının bir uzantısı olarak görülmemelidir. Bu kitapta self mutilatıf

davranış ayrı bir bozukluk olarak incelenmeye çalışılacaktır. Çünkü bu bireylerin birçoğu aslında diğer DSM- IV ve ICD- 10’daki kişilik bozuklukları kriterlerinden uzaktır. Bu kritelerden uzak olmakla birlikte tamamen nevrotik örgütlenme içinde de değerlendirilemezler.

Kendine Zarar Verme Davranışında Kullanılan Araçlar

Kendine zarar verme davranışında kullanılan araçlar; kişinin yaşadığı acının şiddeti, büyüklüğü, seviyesi ve bu acıyla ya da diğer duygulanımlarla uzlaşma ihtimali hakkında bilgi verir. Genellikle bıçağın, jiletin, maket bıçağının kullanılmadığı durumları daha çok biyolojik içerikli problemlerde görürüz. Biyolojik içerikli, daha çok gelişim problemleriyle ilgili kendine zarar verme davranışlarında bireyler daha çok kendini tırnaklama, vurma, yumruklama ve ısırma davranışlarında bulunurlar. Buna karşılık bizim çalışma konumuz olan bireyler daha çok traş bıçağı, küçük bıçaklarla veya sigara ile yakarak kendilerine zarar verirler. Klinik ortamdaki kendi gözlemlerimde, tıpkı literatürde olduğu gibi, kendine keserek zarar verme özellikle ergenlerde jilet ve maket bıçağı, kalemtıraş bıçağı aracılığı ile gerçekleşmektedir ve yine ergenlerde sigara ile yakma ikinci sırada yer almaktadır ve sigarayla yakma ile ilgili açıklamalarda, genellikle iki arkadaş arasında gerçekleştiği, bir güç ya da acıya dayanıklılık gösterisi olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna ek olarak sigara ile yakma sıklıkla yoğun öfke duygulanımının ardından gerçekleşmektedir.

Kendine zarar vermede kâğıt kesici kullanma kendi içinde farklı anlamlar içermektedir. Ucu tırtıklı bir bıçakla kesmek bile apayrı bir anlatıma sahiptir. Mesela zarf açacağı, ataş gibi aletlerle açılan yara oldukça yüzeyseldir ve genelikle kesme davranışının yeni başladığı süreçlerde kullanılırlar. Bu tip başlangıç araçları, ileride daha derin yara yapıcı ve tehlikeli araçları kullanacak olmanın bir sinyali gibi görünmektedir.

Kesme Davranışının Gerçekleştiği Mekanlar

İnceleme konumuz olan kendine zarar verme davranışları genellikle evin içinde bir odada gerçekleşir. Toplumsal alanda, ulu orta bir yerde kendine zarar verme davranışı gerçekleşmez (gösteri nitelikli olanların nedeni farklıdır). Hatta birçok kendine zarar veren insan, kendi özel alanında (kendi ofisinde, kendi odasında) bunu gerçekleştirir. Genellikle de kendi yatak odasında olur. Eğer odasını paylaştığı kardeşi, oda arkadaşı ve ailesi varsa bu davranışı onların olmadığı bir zamanda gerçekleştirir. Nadiren de olsa kendine zarar verme davranışının gerçekleştiği diğer bir alan garajlardır (özellikle Amerika’da yapılan araştırmalarda saptanan bir bulgudur). Muhtemelen böyle özel mekânların titizlikle seçilmesinin nedeni kesintiye uğramasını istememekle ilgilidir; ancak dikkatli bir inceleme, kendilerine zarar verecek özel bir ortamı tercih etmelerine rağmen zarar verme durumunu engelleyebilecek ihtimallere karşı bir tedbir de almazlar, sözgelimi kapıyı kilitlemediklerini aktarırlar. Kendilerine zarar veren bireylerin bulundukları mekân, tedbir alıp almamaları, davranışlarının bir mesaj içerip içermemesi bakımından önem taşır. Burada ayırt edilmesi gereken bu mesajın açıkça ifade edilip edilmediğidir. Örneğin kimi ergen, buna genellikle okulda kalkışır bazen yaz aylarında, bazen hep belli bir aya denk gelecek şekilde, bazen evde yaparlar. Tüm bu detaylar bu davranışların arkasındaki dinamikleri anlamak açısından önem taşımaktadır Bu davranışların impulsif olup olmaması ya da sürekli aynı mekânın seçilmesi bir ritüelin izlenip izlenmemesi, içsel acının şiddeti hakkında bize bilgi verebilir. Bazı ergenler âdeta bir madde bağımlısının uyuşturucuya sarılması gibi, kesici alete sarılıp bir an önce, o anda sakinleşmek için kesmeleri gerektiğini söylerler. Bir kaç yıl önce psikolojik tedavisini üstlendiğim genç bir kız ergen buna örnek olabilecek şu cümleleri sarfetmiştir: “Size gelmeden önce erkek arkadaşımla buluşacaktım, bir anda canım sıkıldı ve kendime zarar vermek istedim. Alışveriş merkezinin tuvaletine gittim. Orada kolumu kestim, rahatladım ve ondan sonra da buluşmaya gittim.” Burada dikkat edilirse birey bir anda bir sıkıntı hissi yaşamakta ve bunu gidermek için ’sıkıntısıyla baş etme yöntemi olarak o zamana kadar öğrendiği’ kendine zarar verme davranışını gerçekleştirmektedir. Bireyin, burada hiçbir şekilde birisine bir şey göstermek ve manipülasyon gibi bir amacı yoktur. Uzun kollu giysilerini giymeye devam etmektedir. Kesmeyi

motive eden bir sıkıntıdır, amaçlanan sıkıntıyı azaltmak ve sonlandırmaya çalışmaktır.

Zarar Verme Davranışının Diğerleri ile Paylaşımı

  • 1) Bunu yalnız başlarına yaparlar ve bu davranışı diğerlerinden gizlerler. Bu bir sırdır.
  • 2) Bunu yalnız yaparlar; ama birkaç kişiyle paylaşırlar.
  • 3) Bunu yalnız yaparlar; ama herkese söylerler.
  • 4) Bunu birkaç kişi aynı anda grup olarak yapar, hiç kimse ile paylaşmazlar.
  • 5) Bunu birkaç kişi olarak yaparlar; ama sadece birkaç kişi ile paylaşırlar.
  • 6) Bunu birkaç kişi yapar; ama herkese söyler (Walsh 2006).