Çiftler ilişkilerinin ilk zamanlarında çocukluk yaralarını sarmak, çocukluk ihtiyaçlarını gidermek gibi farkında olmadıkları bir takım nedenlerle hareket ederler. Bu davranışları bilinçli değildir. Bu bilinçdışı istek ve arzular bireyleri birbirlerine yöneltir.Ve bunun adına aşk, tutku vs. gibi oldukça yoğun duygulanımlar içeren kavramları ortaya çıkartır. Belli bir süreçten sonra ise bu ortaya attıkları ve gerçekten de hissettikleri kavramların etkilerinin azalması ile gerçek dünyanın içine düşerler ve o noktada her şey değişir. Bilinçli evliliklerde tümüyle yüzeysel, çocuksu ihtiyaç ve arzular yerine aslında karşıdan beklenen kendi geçmiş ihtiyaçlarımızın bir uzantısı olduğu anlaşılırsa kendi ihtiyaç ve arzularımızın yanında karşımızdakinin ihtiyaç ve arzuları önem kazanmaya başlar.

Bilinçli evliliklerde bizler kendimizde var olan ve hoşlanmadığımız bir takım kötü özellikleri yansıtmayı bıraktığımız zaman ilişki ortağımızı daha net görmeye başlar onu kendi doğallığı içinde ilişki kurmaya başlarız. Böylece beklentilerimiz azalır ne kendimizi hayal kırıklığına uğratır ne de karşımızdakine fazladan yük yüklemiş oluruz.

Bazen bilinçsiz bir şekilde bütün ihtiyaçlarımızın karşımızdaki tarafından sezilmesini , biz söylemeden anlaşılmasını isteriz. Bu çocuksu bir beklentidir. Bilinçli evliliklerde zihnimizin ilişki ortağımız tarafından okunması isteği yerine arzu ve ihtiyaçlarımızı söze dökmek yetişkin ilişkisinin başlangıcını oluşturur. Bilinçli evliliklerde birbirimizi sözel olarak anlamak için alternatif iletişim kanalları geliştiririz.

İlişki içinde ve iletişim esnasında planlı davranmak ilişkiyi ve ilişkiye ait duygulanımlarımızı bir çerçeveye almamızı sağlar ve heyecanlar ve duygular saçılmamış olur. Bizler farkında olmadan bazen olaylarla bağlantısız tepkiler verebiliriz. Bilinçli evliliklerde ise daha yapılanmış ve yapılandırılmış tepkiler ortaya koyar hem istediklerimiz gerçekleştirmiş olur hem de karşımızdakinin isteklerine cevap vermiş oluruz.

Bir evlilikteki bilinçli tutum, tıpkı kendi istek ve arzularımız, ihtiyaçlarınız önemli olduğu kadar karşınızdakinin de istek, arzu ve ihtiyaçlarına en az kendinizin ki kadar değer verirseniz değer görmüş ve vermiş olursunuz.

Daha bilinçsizce kurulan ilişkilerde ise karşımızdakini bizim ihtiyaçlarınızı gidermek üzere hayatımıza soktuğumuz biri olarak görürüz ve bu da bizi belli bir zaman sonra hüsrana uğratır.

Herkesin benliğinin karanlık tarafları vardır. Hiç kimse bunları görmek istemez. Sürekli ilişkide olduğu kişilere bunları yansıtıp durur. Oysaki her ne kadar tahammül edilmesi zor olsa da bu karanlık taraflar bize aittir.Ve üzerinde durulup anlaşılmaya çalışılırsa hem ilişkiye hem de kendimizle olan ilişkimizi daha anlam katacak olan değerler olurlar. Karanlık taraflarımız keşfetmek karşımızdan ne isteyip ne yi istemeyeceğimizi anlamamızı sağlar. Hangisi bize ait hangisi karşımızdakinin karanlık tarafı olduğunu ayırt etmemizi sağlar.

Herkes evliliğe bir takım beklentiler içinde başlar .Kendi istek ve ihtiyaçlarınız ortaya koyar. Bunlarda bir sorun yoktur asıl önemli olan temel ihtiyaç ve isteklerimizi tatmin etmek için alternatif metotlar geliştirmektir. Evliliklerdeki güç savaşı sırasında eşinize ihtiyaçlarınızı karşılaması için baskı yapar, onu ikna etmeye çalışır ve onu suçlarsınız. Yani bu bir nevi eşinizi sizin ihtiyaçlarınızı karşılaması konusunda onun kişilik özelliklerini hiçe sayarak değiştirme yoluna gidersiniz. Bu taktiklerin aslında sadece ilişkiyi bozan ve sonunda bir şey elde edemeyeceğinizi anlarsanız, aslında bir başkası ile yaşamasının ve kişilik özelliklerinin bu ilişki için değişik renkler katabileceğini keşfettiğiniz an hem kendi ihtiyaçlarınız tatmin bulur ,hem de karşı tarafı mutlu etmiş olursunuz. Kötü giden bir ilişki insanın hayatının her alanına yansır ve bunalım yaşatır.

Eksikliğini hissettiğimiz güç ve bazı yetenler zaten bir insanın kendi içinde bulunur. Karşımızdakini değiştirmek gibi bir mücadele güç savaşı hem zaman kaybı hem de getirisi asla olmayacak bir tutumdur. Birisine bağlanmak insanın kendisinde eksik hissettiği bazı özellik, ihtiyaçların bağlandığınız kişi tarafından telafi edilmesi ya da onun tarafından giderilmesi beklentimizdir. Bizler bu yanılgı içine düşerek karşı tarafın bizi tamamlayacağını ve onunla bütünleşerek tamamlanacağımız duygusuna kapılırız. Bu güzel bir hayal ama sadece bir hayaldir. Önemli olan kendi eksikliğimizi kendi içimizde gidermek ve kendi içsel yolculuğumuza çıkabilen cesareti gösterebilmektir. Ancak bu şeklide beklentilerimizi azalır ve sadece mutlu olmak için ilişki kurmuş oluruz.

Bilinçli evlilik yapmak demek iyi bir evlilik oluşturmanın ve bunun temellerini atmanın zor olduğunu bilmek ve evliliğin dinamik bir süreç olduğunu kabullenmekten geçer. Oysaki insanların çoğu iyi bir evlilikle doğru eş seçmenin eş değer olduğu gibi bir yanılsama içine girerler. Oysaki iyi bir evlilik için doğru eşi bulmaktan değil, doğru eş olmaktan geçtiğini anladığımız an, evliliğin sorumluluk, değişme ve gelişme arzusunun önemli olduğunu kavramış oluruz.