İlişkiler, kişinin kendisini her an yeniden keşfettiği süreçlerdir. Antik Yunan’da geliştirilen mantıksal teoriyi Hegel uyarlamasıyla da birleştirirsek, ilişkiler, “ben” olanın “ben olmayan “ile karşılaşması ve bu noktadan “biz” kavramının türetilmesi olarak tanımlanabilmektedir.

Kişi doğup büyüdüğü yerde, bütün tanımlar gibi kadın ve erkek üzerine de anlamlar oluşturmaktadır. Anne babanın gözlemlendiği, model alındığı ve taklit edilerek rol modeller üzerinden anlamların oluşturulduğu genel işleyiş itibariyle oluşturduğumuz “ben”, zamanla değişen çevrenin beraberinde getirdiği yeni anlamlarla karşımıza “ben olmayan”ı çıkarmaktadır. İlişki adı verilen şey, aslında kendi anlamlarımızı yeniden oluşturma sürecimizdir.

Biz kavramı temellerinde inşa edilen ilişki kavramı, aslında çiftlerden her birinin kendini yeniden keşfetme ve tanıma sürecidir. Kişi, yakın ilişki içerisinde olduğu partnerini tanıyıp keşfetme sürecinde, aslında kendini yeniden kurgulamaktadır. Çiftlerden her birinin kendini yeniden kurguladığı süreç, ortaya “biz” kavramını çıkarmaktadır. Ancak, “ben” olanın “ben olmayan” ile ilişkileniş biçimi, aynı zamanda potansiyel bir çatışma sürecidir. “Ben olamayan”ı tanımak, ben ile ben olmayan arasında yaşanan keşfetme ve çatışma süreçlerini kaçınılmaz kılmaktadır. Çiftlerin biz olma sürecinde normal olarak yaşadıkları çatışma, çıkmaz ya da sorunlar, çift terapisi ile yapıcı şekilde çözümlenebilmektedir.

Çift terapisi, ilişkilerinde sorun yaşayan bireylerin tekrar eden, çözülemeyen ya da başka problemleri beraberinde getiren sorunlarının çözülmesini amaçlamaktadır.

Çift Terapisinde Terapist Seçimi

İlişkilerde, “biz” kavramı üzerinden şekillenmeye başlayan yeni yaşam tarzı, partnerler arasında pek çok farklı etmene bağlı olarak ve kaçınılmaz şekilde çatışmaları beraberinde getirmektedir. İlişkilerin temelini oluşturan ve devamlılığını sağlayan uyum, her zaman sabit seyir gösteren bir durum değildir. Çiftler arasında kimi zaman uyum problemleri yaşanması, kimi zaman ise aradaki uyumun yeterli düzeyde olmaması, çift terapilerinin uygulandığı en sık karşılaşılan problemlerdendir. Ayrıca, ortaya çıkan fiziksel rahatsızlıklar, sosyal ve ekonomik açıdan oluşan sıkıntılar, üçüncü kişiler ya da dış unsurlar sebebiyle meydana gelen olumsuz durumlar gibi pek çok faktör, ilişkilerin işleyişinde çıkmazları ya da sorunları beraberinde getirebilmektedir. Bu durum, birlikteliklerin gelişim süreçlerinin doğal işleyişine işaret etmekte, bu doğal işleyişin doğal bir getirisi olarak kişiler, nesnel ve yapıcı yönlendirmelere ihtiyaç duymaktadır.

Çift terapisini uygulayacak olan terapistin; alanında yetkinliği, eğitim ve sertifikalar bakımından kendine kattıkları, etik ilkelere yönelik tavrı ve yeterliliği oldukça önemli unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu unsurlar doğrultusunda, alınan eğitim, oluşan yetkinlik ve yeterlilik, terapistin en doğru uygulamaları gerçekleştirmesi bakımından önemli işaretler vermektedir.

Çift Terapisinde Terapistin Rolü Nedir?

Çift terapisi uygulamalarının amaçladığı etki ve başarıyı sağlamasında kilit rolü terapist oluşturmaktadır. Basit anlamda ele aldığımız zaman, gündelik yaşamda bir kuaför tercihi yaparken, kafamızdan pek çok unsur ve kıstas geçmektedir. Kuaför seçiminde oluşturduğumuz kıstasların, ruhsal anlamda çıkmazlarımıza danışmanlık edecek ve duygusal dünyamıza ortak olacak terapist için daha ayrıntılı şekilde ele alınması, haliyle kaçınılmaz olmaktadır.

Terapiler, nesnel uygulamalar ile gerçekleştirilen ancak sağlıklı iletişim ile geliştirilen yöntemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bakımdan, çift terapisti ile danışanların iletişiminin sağlıklı şekilde işlemesi, terapinin başarısını etkileyen önemli bir unsurdur.

Çift Terapisti Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Nelerdir?

-Çift terapisi, öncelikle bireyin kendisini tanımasının beraberinde ise partnerlerin birbirlerinin anlam dünyalarını anlamasının amaçlandığı uygulamalardır. Bu noktada çift terapistinin, bireyin kendisini tanıması açısından doğru yönlendirmeleri gerçekleştirmesi oldukça önemlidir.

-Çift terapisi, anlam dünyasının farklılaşması sürecidir. Çift terapistinin planlı ve teknik yönlendirmeleri doğrultusunda, kişi önce kendi anlamlarını yeniden oluşturmakta, ardından ise kurduğu ilişkilere dair yeni anlamlar oluşturabilmektedir. Çift terapistinin nesnel ve teknik yönlendirmeleri doğru şekilde gerçekleştirmesi, çözümsüz gibi görünen durumlara yeni bir bakış açısı ve anlam dünyası oluşturmaktadır.

-Çift terapisti, bireye sorunlarla baş edebilme becerisi kazandırabilmelidir. Aslında, her birey sorunlarla baş etme becerisine sahiptir, ancak bunu içinde bulunduğu durumlara uygulama konusunda sorunlar oluşmaktadır. Çift terapistinin objektif bakış açısıyla, sorunlar başka açılardan değerlendirilebilmektedir. Bu bakımdan terapistin, nesnel ve teknik yeterliliği kişide ya da kişilerde güven sağlamalıdır.

-Çift terapistinin yetkinliği, yeterliliği, eğitimi ve tecrübeleri oldukça önemli noktaları oluşturmaktadır. Ancak bütün bu unsurlarla birlikte, terapistin danışan ya da danışanlarla sağlıklı iletişim kurabilmesi, uygulanan yöntemlerin kişiye uygunluğunun değerlendirilmesi ve terapilerin istenilen başarıya ulaşması bakımından önemli bir diğer noktayı oluşturmaktadır.