Ergenlik Dönemi

Ergenlik bir geçiş dönemi olarak tanımlanabilmektedir. Aslında ergenlik döneminde kişide gözlemlenen kaygıların ve yaşanan gelgitlerin temelinde, bir geçiş süreci olmasının etkileri bulunmaktadır. 

Ergenlik, artık çocukluk döneminin sona ermeye başladığı ve yetişkinliğe yavaş yavaş geçişin yaşandığı bir dönemdir. Ergenlikle birlikte birey, artık çocuk olamama ama öte yandan yetişkin de de olamama çatışmasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu süreç, aynı zamanda vücutta yaşanan fiziksel değişimlerle birlikte, bir değişime adaptasyon aşaması olarak tanımlanabilmektedir. Birey, fiziksel olarak kendine yabancılaşma ama aynı zamanda kendini bulma sürecini ergenlik döneminde yaşamaktadır. Vücutta yaşanan hormonal faaliyetler, fiziksel değişimler ve bunların toplamı olarak bir kimlik kazanma süreci olan ergenlik, psikolojik açıdan yoğun ve hassas bir döneme işaret etmektedir. 

Çocukluk ve yetişkinlik arasındaki ergenlik süreci, psikolojik düzeyde bir kendini bulma, dolayısıyla kimlik kazanma sürecidir. Ergen birey, bu süreçte kimliğini kazanmak amacıyla daha çok sorgulamaya, kavramların karşılığını daha yoğun yaşamaya ve bütün bunlar doğrultusunda sosyal anlamda var olmaya yönelmektedir. İç dünyası ve fiziksel yapısıyla oluşturacağı kimlik, aynı zamanda dini, kültürel, mesleki ve cinsel bağlamda bir var oluş anlamı taşımaktadır. Bu noktada, karmaşık ve hassas bir süreç olarak tanımlayabileceğimiz ergenlik döneminde, aileye önemli sorumluluklar düştüğünü belirtmek gerekmektedir. 

Ergen Terapisi 

Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe geçiş aşamasında yaşanan bir kişilik oturtma savaşıdır. Birey, ergenlik sürecinde aslında kendisini bulma amacıyla daha çatışmacı, daha hassas ve fiziksel olarak her şeyi daha yoğun karşılamaya daha meyilli olmaktadır. Bu süreçte ergen bireyin kendini çıkmazda bulması, aslında hem fizyolojik hem de psikolojik olarak çok normaldir. 

Ergen terapisi, kişilik oturtma savaşındaki, fiziksel ve psikolojik olarak hassas süreçte bulunan bireyde ortaya çıkan psikolojik, fiziksel ya da davranışsal sorunları çözmek amacıyla uygulanan yöntemlerin bütünüdür. Ergenlik dönemi sadece çıkmazlar ya da çözülemeyen problemler durumunda destek alınmasını gerektiren bir süreç değildir. Bireyin kendini bulması sürecinde her anlamda karmaşık işleyen ergenlik, ergen terapisi uygulamaları ile bilimsel ve teknik olarak sağlıklı şekilde gerçekleşebilmektedir. Ergen terapisi ve danışmanlığı kapsamında, bireyin psikolojik sorunları, davranış problemleri ve sosyal anlamda yaşadıkları zorluklar değerlendirilmektedir. Ergen terapisi, kendini arayan ergen bireyin, her anlamda yoğun yaşadığı kavramların yeniden ele alınmasını ve pek çok anlamda ortaya çıkabilecek sorunların, yeniden oluşturulan kavramlar üzerinden değerlendirilerek çözülmesini sağlamaktadır. 

Ergenler Neden Aileleri ile Çatışmaktadır?

Ergen birey, kendi kimliğini oluşturma aşamasında temel olarak bir bağımsızlık arayışı içerisindedir. Kendi kimliğini bulabilmesi için, kendi seçimlerini yapmasına, kendi yaşamı ile ilgili düzenlemeler yapması ve sorumluluklar almasına fırsat tanınmasını talep etmektedir. Bu noktada, doğduğu andan itibaren ideal konumda bulunan anne ve baba, ideal olma niteliğini bireyin gözünde kaybetmektedir. İdeal olanın kendi dünyasındaki arayışı, ergen bireyin aile kavramındaki bütün ideal algıları yok etmesini zorunlu kılmaktadır. 

Ergen bireyin aile kavramındaki ideal algıyı yok etmesi, aslında kendi idealleri ve ailenin mevcut idealleri arasında bir çatışmanın temelini oluşturmaktadır. Ergen ve aile çatışması, kendi ideallerini arayan birey ile belli idealler üzerine kurulu bir işleyişe sahip olan aile kavramı arasındaki savaşa işaret etmektedir. 

Ebeveynlerin Ergenlere Yaklaşımına Dair Temel Unsurlar

Ebeveyn ve Ergen İletişimi

İletişim, sadece konuşmak temelinde gerçekleştirilmemektedir. İletişim, beraber vakit geçirmeyi, birlikte üretme ve pek çok yönden paylaşım sağlamayı gerekli kılmaktadır. İletişimin gereklilikleri, kişiler arasındaki ilişkinin niteliğini belirlemektedir. Bu bakımdan doğru iletişim, doğru ilişkileniş anlamına gelmektedir.

Ebeveynlerin öncelikle ergenlik dönemindeki bireylerle, fiziksel ve psikolojik açıdan yoğun bir dönemde olduklarının bilincinde olarak iletişim kurması gerekmektedir. Ergen bireyin kendi ideal dünyasını oluşturma sürecinde, ebeveynin ergenle geçirdiği vaktin niteliği ve kurduğu iletişimin sağlıklı olması oldukça önemlidir. Bu bakımdan yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Sıklıkla emir cümlesi kuran ya da sürekli soru sorup öğütler veren üstten bir ilişki mekanizması kurulmamalıdır. 
  • Kendi kimliğini oluşturma aşamasındaki bireye saygı duyulmalı ve bu saygı doğallıkla hissettirilmelidir.
  • Hormonal ve psikolojik yönden hassas yapıdaki bireyle empati yapılabilmelidir. 
  • İletişimin en önemli noktalarından biri olarak, ebeveynin ergen bireyi etkin şekilde dinlemesi gerekmektedir. 
  • Sorunlara karşı cezalandıran ve tepki gösteren yaklaşımlar geliştirilmemeli, etkili şekilde diyalog kurmaya özen gösterilmelidir.
  • Ergen birey, kendi ideal dünyasını oluşturma amacındadır. Bu bakımdan, çoğu noktada ayakları yere basmayan sınırlar içerisinde kendini bulmaktadır. Ebeveynin, ergen bireyin özgürlüklerini kısıtlamadan ona sınırları hakkında sağlıklı şekilde bilgi vermesi gerekmektedir. 
  • Özgürlük, sorumluluktur. Ebeveynin, her zaman ergen bireye nefes alma imkanı tanıdığı ancak yaşı doğrultusunda sorumluluklarının bilincini aşıladığı bir üslubu olması gerekmektedir. Böylece ergen bireyde bir oto kontrol mekanizmasının oluşması sağlanmaktadır. 
  • Ergen bireyin kurduğu sosyal ya da duygusal ilişkilerin tamamında, ebeveynin güven duygusu temelinde hareket etmesi ve bunu hissettirmesi gerekmektedir. 

Ebeveyn ile çocuk ilişkisinin aslında en temelden, arkadaşlık ilişkisi üzerine kurulması gerekmektedir. Bireyin kendi kimliğini oluşturma süreci, bir sosyallik ve arkadaşlık temelinden hareketle gerçekleşmelidir. Arkadaşlık, tutarlılık, disiplin ve aile olma kavramlarıyla doldurularak, birey olmanın her aşamasında dengeli şekilde işlenmelidir.