Kendine Zarar Verme Nedir?

Kişinin ciltte yara, kesik, tırmalama gibi durumlar gerçekleştirme, saçları çekerek koparma, bazı durumlarda kemikleri kırma, organları kesme ya da zarar verme derecesine gelebilecek nitelikte davranışlarda bulunması, psikiyatride kendine zarar verme (self-mutilasyon) olarak tanımlanmaktadır. 

1938 yılında Karl Menninger, gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda kendine zarar verme eylemlerinin bir çeşit kendini iyileştirme gayreti olduğunu ileri sürmüş, bu durumun ölüme yönelik intihara engel olduğunu savunmuştur. 

Psikodinamik teoriye göre ise, kendine zarar verme ego sınırlarını ayırma çabası ya da bu kişilerin kendilerine duydukları öfkenin bir dışavurumu olarak tanımlanmaktadır. 

Kendine zarar verme davranışı, bir intihar teşebbüsü değildir, ancak yolunda gitmeyen durumların bir çeşit sinyali olarak algılanmalıdır. Kendine zarar verme, kişinin kendini yok etme durumuna karşı, kendi varlığını koruma altına alma mücadelesidir. Bu bakımdan kendine zarar verme, başlı başına bir sağlık sorunu olarak tanımlanabilmektedir. 

Kendine zarar vermenin en ağır formu, majör self-mutilasyondur. Bu aşama çoğunlukla kişide bulunan, şiddetli psikolojik bozukluklarla ilgili olarak gelişim göstermektedir. Majör self-mutilasyon aşamasında kişide, bipolar bozukluk, şizofreni, madde ve alkol bağımlılığı gibi durumlar görülebilmektedir. Göz çıkartma, deri yüzme, uzuv ya da genital organ ampütasyonu bu aşamada gözlemlenen davranışlardır. Hastaların çoğunluğu karşı konulmaz bir dürtüyle eylemlerini gerçekleştirdiklerini ifade etmektedir. 

Saç çekme, kendini ısırma, kafa vurma, cilt ve boğazda oyuk açma gibi eylemler, kendine zarar vermenin stereotipik self-mutilasyon aşamasına girmektedir. Tourette sendromu, şizofreni, otizm gibi durumlar stereotipik kendine zarar verme davranışlarına sebep oluşturabilmektedir. Hastalar bu durumda, genellikle ne yaptıklarının farkında olmamaktadır. 

Ergenlerde Kendine Zarar Verme

Ergenlerde kendine zarar verme, olumsuz duygu durumları karşısında, özellikle öfke ve mutsuzlukla baş etme amaçlı ortaya çıkan, intihar amacı taşımayan ancak bir intihar sinyali olarak algılanması gereken kendine zarar verme eylemleri olarak tanımlanabilmektedir. 

Ergenliğin erken dönemlerinde, bireyin vücudunda hızlı değişimler meydana gelmesi, ergenin düşünce dünyasını meşgul eden en somut durumları oluşturmaktadır. Ergenlikle birlikte gelişme gösteren bilişsel işlevler, başkalarının duygularının önemsenmesini ön plana çıkarmaktadır. Özellikle, ergenlik döneminde cinsel hormonlarda yaşanan aktivasyon, dikkatin bedene yönelmesine sebep olmaktadır. 

Beden, kimlik gelişiminde önemli bir referans oluşturmaktadır. Bu bakımdan benlik ve kimlik gelişim sürecinde çeşitli zafiyetler yaşayan ergenler, bedenleriyle ilgili aşırı uğraşıya girebilmektedirler. Bu bakımdan, ergenlik döneminde gerçekleşen kendine zarar verme durumlarında, davranışların altında yatan nedenler konusunda kapsamlı değerlendirmeler gerçekleştirilmesi gerekmektedir. 

Ergenlerde Kendine Zarar Vermenin Nedenleri Nelerdir?

  • Kendilik algısı ya da beden imajında sorun olması
  • Kişinin kaotik bir aile yapısına sahip olması
  • Evde baskın otorite oluşturan figürler olması
  • Engellenme eşiğinin düşük olması
  • Kendine zarar verme davranışının, arkadaş grubunda kabul görmesini sağlayacak ya da prestij oluşturacak bir davranış olarak algılanması
  • Acı ve kan görmekten keyif alınması

Ayrıca, ergenlikte kendine zarar verme davranışlarında temelde yatan psikiyatrik birtakım durumların olduğu da gözlemlenmiştir. Bu psikiyatrik durumlar;

  • Ailede bulunan psikiyatrik hastalık öyküsü
  • İntihar girişimi öyküsü
  • Ergenin kardeşlerinde bulunabilecek psikiyatrik sorunlar
  • Depresyon bulguları
  • Bipolar bozukluklar
  • Borderline kişilik özellikleri
  • Madde kullanımı ya da yeme bozuklukları şeklinde sıralanabilmektedir. 

Kendine Zarar Verme Durumlarında Gerçekleştirilen Ergen Terapileri

Kendi bedenine zarar verme davranışları gözlemlenen ergenlerin kendilik değerleri düşük, değersizlik duyguları yoğun ve özgüvenleri eksik niteliktedir. Ergenlerde; yeme bozuklukları, kusma, internet bağımlılığı gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilen kendine zarar verme davranışları, bilinçdışı nitelikte bir sevilme, beğenilme, değer verilme amaçları taşımaktadır. 

Kendine zarar verme davranışları gözlemlenen kişilerde en etkili tıbbi yaklaşım, psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte gerçekleştirilmesidir. 

  • Terapi yoluyla, kişinin self-mutilasyon ile ilişkili duygu ve düşüncelerini anlaması sağlanabilmektedir. Ayrıca kişinin kendine zarar verme davranışlarının önüne geçebilecek nitelikte alternatif olumlu davranışlar üzerinde çalışmalar gerçekleştirilebilmektedir. 
  • Self-mutilasyona özel olarak uygulanan ilaçlar olmasa da obsesif kompulsif bozukluk, anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları gibi patolojilere yönelik kullanılan ilaçlar tedaviye katkı sağlayabilmektedir. 
  • Son geliştirilen yöntemlerden biri olarak yakın zamanda kendine zarar verme davranışlarının tedavisinde, imgeleme olarak adlandırılan yeni bir psikoterapi yöntemi kullanılmaya başlanmıştır. İmgelem yönteminde, kişinin bir olayın imgesine ya da anısına yönelik verdiği psikofizyolojik tepkiler kullanılarak, self-mutilasyon sırasındaki deneyimlere verilen tepkilerin taklit edilmesi sağlanmaktadır. 
  • EMDR tedavisi de kişide travmatik nitelikteki anıların çözümlenmesini sağlayarak tedaviye katkı sağlayabilmektedir.