Kimler Terapiye Başvurmalıdır?

Terapi denilince genellikle aklımıza, koltuğa oturmuş ya da uzanmış bir danışan ve onu dinleyen bir terapist görüntüsü gelmektedir. “Çocukluğunuza dönelim” ile başlayan bu süreç, aslında kişinin kendisini keşif ve yapılandırma sürecidir.

Yapılan araştırmalara göre, öğrenme ile beyinde kalıcı değişiklikler meydana gelmektedir. Psikoterapi süreci de bir tür öğrenme süreci olarak ele alınabilmektedir. İlaç yoluyla tedaviden farklı niteliklere sahip olan psikoterapi, birçok hastalık durumunda tedavi planının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu bakımdan bireyin sağlığı konusunda, psikoterapi başlı başına farklı nitelikte bir tedavi yöntemi olarak uygulanabildiği gibi, ilaç tedavisiyle birbirini tamamlayan ve kimi zaman ilaç tedavisini güçlendiren bir yöntem olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Terapi Nedir?

Terapi ya da diğer adıyla konuşma terapisi, bu konuda gerekli eğitimleri tamamlamış bir klinik psikolog/psikiyatr ile, psikiyatrik hastalık/psikolojik temelli sorunların çözümü amacıyla gerçekleştirilen tedavi amaçlı iletişim-iş birliği sürecidir. Psikoterapi; tek kişiyle gerçekleştirilebildiği gibi, çiftlerle, aile ve gruplar arasında uygulanabilmektedir.

Psikoterapi, belirli bir teori ya da paradigmaya dayanarak geliştirilmiş ve planlanmış bir tedavi yaklaşımıdır. Psikoterapist ise, bu teorinin eğitimini almış ve ilgili konuda çalışmalar yapmış uzmana verilen isimdir. Psikoterapi bu niteliğiyle, gerçekleştirilen danışmanlık, koçluk, destek, kişisel gelişim gibi süreçlerden ayrılmaktadır.

Terapi süreci bir psikoterapist eşliğinde, kişinin duygularının, düşüncelerinin, hayata bakış açısının değerlendirildiği, aynı doğrultuda kişinin kendisi ve diğerleriyle ilgili inançlarının, tutumlarının ele alındığı bir süreçtir. Terapi, kişinin hem kendisiyle hem de dış dünyayla kurduğu ilişkiler üzerinden bir iletişim süreci gerçekleştirilerek, birey tarafından günlük yaşamda farkına bile varmadan gerçekleştirilen bilinçdışı itici güçlerin fark edilmesini sağlayan, keşif niteliğindeki süreçtir.

Anlatmak ya da dile getirmek, ilgili konuyu yeniden değerlendirmek ve yüzleşmek anlamına gelmektedir. Terapi süreci, kişinin kendisini yeniden keşfetmesini, anlatmak üzerinden gerçekleştirmektedir. Terapist, bir yol gösterici ya da danışman olarak değil, sizi dinleyen ve anlatmanıza yardımcı olan kişidir. Terapi boyunca, terapist tarafından kişi tüm yönleriyle anlaşılmaya, düşünce ve duyguları keşfedilmeye çalışılmaktadır. Terapist, kişinin bütün kabul ve kanılarını olduğu gibi, ona ait haliyle dinleyerek, yeniden kendisini değerlendirmesini ve keşfetmesini sağlamaktadır.

Terapinin Faydaları Nelerdir?

Terapi, kişinin uzman yönlendirmesiyle kendisini anlatmasını ve bu yolla benliğini yeniden değerlendirmesini, keşfetmesini sağlamaktadır. Bu bakımdan ele alırsak terapinin faydalarını şu şekilde sıralayabilmekteyiz;

  • Terapi uygulamasıyla, kişi zorluklar karşısında kendisini daha güçlü hissedebilmektedir.
  • Kişiler kendilerini anlatarak, aslında gelişimlerine engel olan davranışları yeniden değerlendirebilmekte, farkına varabilmekte ve böylece değiştirebilmektedirler.
  • Kişi terapi yoluyla, kendisiyle ilgili mevcut olan olumsuz düşünce kalıplarını irdeleyebilmektedir.
  • Anlatmak, aşmak için temel bir göreve sahiptir. Kişi anlattığı zaman, aslında aşmaya başlamıştır. Bu bakımdan kişi terapi yoluyla, geçmişten gelen acılarını dindirebilmektedir.
  • Terapi, terapistle kurulan iletişime dayanmaktadır. Bu sebeple terapi, iletişim ve ilişki kurma yetkinliklerini geliştirmeyi sağlamaktadır.
  • Terapi uygulamasıyla, kişinin kendisini yeniden değerlendirip keşfetmesi özgüvenlerini arttırmalarını sağlamaktadır.
  • Gelecek ile ilgili hedefler, bugün durulan noktanın değerlendirilmesinden bağımsız değildir. Bu bakımdan terapi, gelecek ile ilgili hedeflerin belirlenmesini sağlayan bir uygulamadır.
  • Terapi, mental olarak gerçekleşen sağlık sorunlarının beraberinde getirdiği semptomlarla baş edilebilmesini sağlamaktadır.
  • Korku, öfke, yas gibi duygular oldukça güçlü ve başa çıkılması zor durumlardır. Terapi yöntemiyle kişilerin bu güçlü duygularla başa çıkabilmeleri sağlanmaktadır.
  • Terapi, kişide problem çözme yeteneklerinin geliştirilebilmesine yardımcı olmaktadır.

Bir disiplin olarak değerlendirildiği zaman psikoterapi, tüm tıp dışı faktörlerden arındırılmış olarak ele alınmalıdır. Bununla beraber, ilaçlar, cerrahi tedaviler ve konvülsif terapiler de psikoterapi kapsamında değerlendirilmemelidir.

Ne Zaman Terapiye Başvurulmalıdır? 

Terapi, ilaçla tedavisi gerçekleştirilmekte olan durumlarda tedaviyi tamamlayıcı unsur olarak uygulanabildiği gibi, tek başına bir tedavi seçeneği olarak da gerçekleştirilebilmektedir. Bu bakımdan kimlerin terapiye başvurması gerektiğini şu şekilde sıralayabilmekteyiz:

  • Hastaneye yatırılmış, hayatın normal gereklerini yerine getiremeyen ve korunmaya muhtaç hastaların terapiye başvurması özellikle gereklidir.
  • Sıkıntıların sürekliliği sebebiyle, duygusal zorlanmaya bağlı olarak vücut işlevlerinde bozukluk gözlemlenen nevrotiklerin terapiye başvurması gerekmektedir.
  • Vücut organlarında görülen rahatsızlıkların, duygusal gerilimlere bağlandığı psikosomatik rahatsızlığı bulunan hastaların terapiye başvurması faydalı olmaktadır.
  • Başlangıçta vücut organlarında meydana gelen rahatsızlıkların, giderek duygusal gerilimleri beraberinde getirdiği kronik hastalarda terapi gerekli bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır, çünkü bu rahatsızlıklar ruhsal gerilimlerle daha fazla artabilmektedir.
  • Yaşadığı problemlerle baş etmekte güçlük çeken, çevresiyle uyum sorunu yaşayan, duygu ve davranış bozukluğu bulunan hastaların da psikoterapiye başvurması gerekmektedir. Bu kişiler genellikle toplum içerisinde rahatlıkla gözlemlenebilen insanlardır ve sıra dışı karakterler değillerdir. Bununla beraber yardım ve destek amaçlı, psikoterapiye başvurabilmektedirler.