İki kişi yan yana geldiğinde kaçınılmaz olarak etkileşimsel bir durum ortaya çıkar. Bu etkileşimsel durumlardan bir tanesi de yaşadıkları çatışmalardır. Çiftlerin çatışma yaşamalarının çeşitli sebepleri vardır. Bu sebeplerin bazıları insanın ortak ihtiyaçlarına dayanır. Her ilişki ve ilişkisel problem farklı olsa da dinamikleri benzerdir. Bu ortak dinamikler kimlik ve bağlanma ihtiyaçları ve bu iki temel dinamikle ilgili daha önceden süregelen defektlerdir.

Güvenlik ve kimliğe dair bir tehdit gelirse ya da tehdit gibi algılama durumunda beynin ilgili merkezleri buna otomatik tepki verecek ve bu da çatışmayı başlatan unsur olacaktır.

Çift problemlerinde karşıdan gelen bazı istek, talep , yönerge vs gibi bazı durumlarda eşlerden biri bunu olduğundan farklı algılayıp kendi geçmiş öyküsüne göre yorumlar ve bunu kendi yorumları doğrultusunda alır ve bunu bazen benliğe saldırı, küçümsenme, alay ya da ezilme gibi algılayabilir işte bu durumlarda verilen tepki çok büyük olacak ve tartışma konusu olan problemden başka noktalara gidecek ve eşler aslında kendi geçmiş hikayelerinin hesabını karşısındakine sorarken kendilerini bulacaklardır, tabi bunun farkında olmadan. Bunu açıklarken de aslında kavga konularının ne kadar mantıksız olduğunu ‘’incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerden ötürü’’ problem yaşadıklarını anlatacaklardır. Eşler bir yandan neden kavga ettiklerini anlamakta güçlük çekerler diğer yandan çatışma yaşadıklarını konunun neden bu kadar büyük bir olaya sebep olduğuna anlam verememektedirler.

Çiftler her ilişkide kabul edilmek, onaylanmak, sevilmek , saygı duyulmak ve şefkat gibi ihtiyaçlarının giderilmesini isterler ki bu da ilişkiyi başlatan ve devam ettiren nedenlerdir. Fakat sorun, ilişki içinde yetişkin olarak kabul edilmeyi beklemekle , geçmişteki ‘’yaralı çocuk’’ hallerimizi kabul ettirmek ve kabul edilmeyi beklemek arasında ciddi bir fark vardır. Yaralı çocuk hallerimiz genelde, acılı, canı yanmış, incinmiş, tatmin olmamış, fazla uyarılmış, ve çocuksu ihtiyaçlarla donatılmış ve bugüne kadar bu şekilde gelmiş hallerimizdir.

Çift terapisinde amaç bu çatışmanın ne kadarı o anki ilişkisel durum ya da ilişki içinde bireysel farklılıkların ürünü, ne kadarı da kişinin kendi geçmişinden söz konusu ilişkiye aktardığı bireysel problemler olduğunu fark edip alanı daraltmak, karşısındakinden beklediklerini makul düzeye indirmek ve diğer kalan kısmı için ise kendisini gözlemlemek ve kendi içinde çözümlemek ve bireysel problemleri ilişkisel olandan ayrıt edebilme farkındalığına erişmektir. İşte bu durumda ilişki de çatışmaya sebep olan ortak cephe sayısını azaltarak ilişkiyi daha steril hale getirecektir.

Çift terapisinde ;

  • Bireysel farkındalığı arttırmak
  • Duyguları ön plana çıkarmak
  • Kişinin kendisini değerlendirmesini sağlamak
  • Bireyleri negatif döngü sarmalından çıkarmak
  • Çatışmada zafer kazanmaya değil, çözüme yöneltmek
  • Çatışma durumunda duyguyu dengelemeyi öğretmek

gibi belli başlı kazanımlarla ilişkiyi yapılandırma ve sağlıklı iletişim yolunu açma yoluna gitmek çiftleri rahatlatır ve ilişkinin akışını olumlu yönde değiştirir.