Vazgeçebilmek, bir kişinin öteki hayatından gitse bile ondan beklentilerinin bitinceye kadar var olan sürecin bitişine kadar geçen zamandır. Terk edilmek vazgeçmek değil, vazgeçmeye zorlanmaktır. Bazende bitmesi gerektiğine inandığımız bir ilişkinin sonlandırılması durumunda, kişinin kendisini vaz geçmeye zorlamasıdır. Vazgeçmek umutların tükenmesi değil tam tersine yeni durumların varlığına dair umudun yeşermesidir.

Ötekinden beklentimiz, beklentilerimiz azaldıkça,onun yokluğuna alışır ve bu ayrılma/ayrışma süreci tamamlanma yoluna girer. Fakat ayrılma sürecinin tamamlanması her ne kadar ötekini unutmamızı sağlasa da aslında ne türde beklentilerimizin olduğu, hangi beklentilerimizin karşılanmadığını anlamadan sadece sonuca ulaşmış oluruz. Her sonuç sonuç olmadığı gibi saglıklı bir zemini de içermeyebilir.

Anlamak için sormak, düşünmek, değerlendirmek ve nihayetinde biten ilişki ile ilgili kendi olumlu ve olumsuz katkılarımızı fark etmekle mümkündür. Ayrılma durumu, terk edilme ile sonuçlanıyorsa sağlıklı düşünce süreçlerini bozan bir durumdur.  Değerszilik ve güvensizlik duygularının hakimiyetinde, kendimizle ilgili,terk eden kişinin söylediği,söyledikleri,hisettirdikleri ile birlikte  terk edilme sürecini aslında değersizleştirlmiş olmakla eş tuttuğumuz algıyı oluşturur; '' Terk edildiysem, değersiz, istenmeyen, sevilmeyenim demektir''. Çünkü bu durumlarda insanlar negatif düşüncenin etkisi altında olduklarından nedensellikten çok negatif çıkarım yapmaya daha müsaittirler.

Çünkü bir ilişki sürecinde yakınlığın,yoğun ve çeşitli paylaşımın getridiği nedenlerden dolayı karşımızdakinin bizimle ilgili algısı ya da karşımızdakinden yansıyanlarla oluşan kendilik algımız ve kendimizi onun yansıttıklarıyla değerlendirişimiz , tanımlayışımız çevremizdeki diğer insanların algılarından ve değerlendirmlerinin önüne geçer. Adeta ilişki içerindeki o ara alanda farklı bir kimlik geliştiririz ve ayrılık sürecinde ya da bitiş noktasında ise sanki kimliğimizi kaybetmiş , kaybolmuş gibi hissetmeye başlarız. Vaz geçme/ vaz geçebilme noktasında ise, kaybolan kimliğimizin aslında o ilişki sürecinde var olan ilşkisel kimlik (geçici kimlik)  olduğunu anlar ve aslında kendi kimliğimizin kaybolmadığını fark eder, algılarımızın yönü tekrar ''odak olan ilişkideki ötekiden'' çevresel dünyaya dönmeye başlar.Ve nihayetinde unutma, iyileşme, ayrışma süreci tamamlanmış olur. Vazgeçme süreci bir yas sürecidir, sorgulama, hesaplaşma, öfke, kendini ya da ötekini suçlama zaman zaman nefret fakat bununların yanıunda daha çok hafızamıza kazınmış güzel anılar, onu bir daha görememe ya da başka birine ait olma ihtimali bu süreci zorlaştırır. Fakat ''yas tutma'' sağlıklı bir süreçtir. Yas vazgeçebilme yolunu açar. Kabulleşini kolayklaştırır her ne kadar acı verse de.İnsanlar ayrılmaktan korkarlar , ayrılmanın sonucunda yaşayacakları yalnızlıktan, sırf bu korkularla ve acı ile baş edemeyecekleri düşüncesi bile bazen mutsuz ilişkileri sürdürmeye neden olur.