Bir çok yazar ergenliğin ruhsal ve fiziksel süreçlerin birlikteliği olarak tanımlarlar. Fizyolojik dönüşümler erinlik teriminin altında yer alır ve erinlik çocuk cinselliğinin yeniden ele alınması anlamına gelir (P.Gutton 1996). Cinsel olgunluğa ulaşmak, ensestüel düşlemleri ve Ödipi yeniden harekete geçirmektedir. Erinliğe kadar, ihtiyaç ve arzuların pasif taşıyıcısı olan beden, artık aktif bir güce dönüşmüş ve cinsel bir nitelik kazanmıştır. Artık cinselleşmiş beden dölleyebilir ve döllenebilir durumdadır. Yani cinsel eylemi sonuna kadar götürebildiği gibi, üreme açısından da işlevseldir. Bu da bedeni son derece tehlikeli kılan bir özelliktir. Bu tehlike, söndüğü zannedilen ancak yalnızca küllenmiş olan bir ateşin yeniden canlanmasıdır aslında. Cinselleşmiş beden, gizil dönemde uykuya yatmış olan Ödipal çatışmayı, farklı bir düzeyde tekrar gündeme getirir. Ödipal dönemde düşlem düzeyinde kalan, karşı cinsten ebeveyn ile birleşme arzusu artık, teknik olarak mümkündür. Bunu engelleyebilecek tek unsur ise gizil dönemden devralınan ruhsal yapıdır. Ancak bu yapı, çocuk bedenine göre biçimlenmiştir ve cinselleşmiş bir bedenle başa çıkmaya yeterli değildir. Dolayısıyla bir yere bağlanamayan bu ensestüel düşlemler ve onların olası gerçekleşme yeri olan beden, ergen açısından tehlikeli olarak algılanabilir.

Ergenlik sürecinin kendisi, çocukluktan devralınan ruhsal yapılanmanın kısmen geçersizleşmesini gerekli kılar. Ergenin kendi kimliğini oluşturması için, gizil döneme girişi sağlayan özdeşimlerin çözülmesi gereklidir. Ergenlikte yeniden alevlenen ve artık teknik açıdan mümkün olan ensestüel düşlemlere karşı bireylerde birbirinden farklı savunma içerikli patolojik mekanizmalar devreye girer. Obsesyonlar ve anksiyete bozuklukları gibi. Çünkü cinselleşmiş beden her şeyden önce istekleri olan ve bu isteklerini dışa vuran bir bedendir. Bu isteklerin karşılanması konusunda otoerotik doyum dışında deneyimi olmayan bir ergen için bu durum son derece can sıkıcı bir nitelik kazanabilir. Dürtüler ergenliğe doğru ve ergenlikte bedene yerleşir ve böylece bedenin denetimi oldukça güçleşmeye başlar. Cinselleşmiş beden, ergeni yalnızca kendi dürtülerinin doyumu karşısında hazırlıksız yakalamakla kalmaz, aynı zamanda yetişkinin, cinselleşmiş bedenini hedef alarak kendisine yönelttiği cinsel içerikli talepleri deşifre etmek, çocukken kendisine yöneltilen diğer taleplerden ayırt etmek ve bunları zihinsel olarak tasarımlandırmak konusunda yetersiz kalabilir. J.Laplanche’ın da belirttiği gibi çocuk, yetişkin karşısında hem davranışsal hem de düşlemsel olarak edilgendir. Bu dönemde yetişkinin düşlemi, çocuğa, çocuğun istemi dışında nüfuz ederek girer. Yetişkinin bu baştan çıkarıcı müdahalesiyle çocuk bu uyarıcıyla baş edemez, bu durum onun baş etme yetilerini aşar ve ona acıtan bir taciz edilme duygusu yaşatabilir. Aslında olağan olan bu süreçte, bazı aksamaların yaşandığı durumlar söz konusudur. F.Marty bu aksamaların çocuk cinselliğinin bastırılması’ bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini söyler ve genitaliteye ulaşmayı anlayabilmek için de yine aynı yolu takip etmek gerektiğinden bahseder.

Erinlik, bastırılan çocuk cinselliği üzerine kurulur ve ergenlik de bu bastırmadan ortaya çıkar. Bunun tersi ise yani bastırmanın gerçekleşememesi ise ‘eylem’e geçişi’ gündeme getirir. Tasarımlamadaki başarısızlık ve sonucunda da gerçekte eylem yapma ‘içsel sahne’de oluşturulamayan bir durumu gösterir. Bedensel dönüşümler ve yeni bir dürtüsellikle karşı karşıya kalan ergen, dışarıdan gelen bir müdahale hissi yaşar. Ergenliği bir gelişim süreci olarak gören ve bedene de özel bir önem atfeden Laufer bu dönemde ortaya çıkan patolojinin özellikle bedene yönelik yıkıcı davranışlar biçiminde gerçekleştiğini ifade eder. Erinliğin travmatik olarak yaşandığı bu dönemdeki kimi şiddetli eyleme geçişler edilgenlik hissinden yani dışarıdan gelen müdahaleden kaçma denemeleridir (Jeammet,1997). Bir anlamda pasifliğinedilgenliğin kabullenilmesini gerektiren ergenlikteki bu edilgenlik korkusu C.Balier’nin de belirttiği gibi öznenin var olmama endişesine yol açar. Öte yandan ergen, erinlik sürecinin bir parçası olan bedensel değişiklikleri ve yeni duyumlarla yüklü dürtüsel hareketleri kendi ruhsal gerçekliği içinde kabul edebilme, olumlu ve olumsuz duygulanımları kendi içinde işleyebilme ve ötekilerin kendisi üzerindeki etkilerini anlamlandırma durumları ile de karşı karşıya kalmaktadır. Ergenlik değişimlerinin odağındaki beden adeta bu zoraki değişimlerin sözcülüğünü yapmaktadır. Bu süreçte kimi ergenlerde, bedendeki değişimlerin yarattığı bir kontrol kaybı, bir taşma yaşanmaktadır. Bu çalışmaya da konu olan ergenler bu dürtüsel taşmaları engellemek ve kontrol altına alabilmek için bazı ilkel mekanizmalar kullanmaktadır. Bu çalışmada ergenlik dönemindeki mazoşistik bir edim olan cilt üzerindeki yüzeysel kesiler anlamına gelen skarifikasyonlar mazoşizmle bağlantıları açısından incelenecektir.

Mazoşizmle ilgili yaklaşımlar literatürde çeşitlilik göstermektedir. Sander Rado mazoşizmin temelinde, yasaklanmış haz verici yaşantılara ulaşılmadan önce ebeveynlerin yaptığı ceza tehditlerine boyun eğme ve itaat etme davranışının otomatikleşmesinin yattığını söyler. Yasaklanmış hazlara ulaşma isteği suçluluk duygusunu, o da kendini cezalandırma isteğini ortaya çıkarır. Rado, buna "acıya bağımlı davranış" adını verir ve haz işlevinin bozulduğu bütün durumlarda ortaya çıktığını söyler. Kimi yazarlar mazoşizmi cinsel ve saldırgan arzuların türevi olan bir ‘id’ olgusu olarak tanımlarken, başka bir grup ise bir üstben (süperego) olgusu olarak ifade eder. Öte yandan mazoşizm yasak arzular yüzünden cezalandırılma isteğinin ve suçluluğun bir göstergesidir. Zorba bir üstbenlik karşısında, kendini kurban etme şeklinde de tarif edilmektedir. Freud’un mazoşizme yaklaşımına baktığımızda onun mazoşizmi, erotojenik, dişil ve ahlaki olmak üzere üçe ayırdığını görürüz. Buna göre erotojenik mazoşizm, cinsel uyarılmaya dayanan bir durum iken dişil mazoşizm dişil doğanın bir ifadesi ve bir davranış kalıbıdır (Freud,1919). Ahlaki mazoşizm ise Freud tarafından bilinç dışı suçluluk duygusu olarak tanımlanmıştır. Ahlaki mazoşizmdeki bu bilinçdışı suçluluk duygusu annebaba gibi bir güç tarafından cezalandırılma gereksinimi olarak ifade edilebilir.

Psikanalitik açıdan yapılan değerlendirmeler mazoşizm ile narsisizm arasında kuramsal anlamda bir paralellik olduğunu göstermektedir. Narsisizm kendilik temsilinin libidinal kateksisi olarak tanımlanırken, mazoşizm saldırgan kateksis olarak belirlenmiştir. Ayrıca pek çok yazara göre, hararetli mazoşist edimler çoğunlukla çok ağır narsisistik patolojilerle bir arada bulunur. Psikanalitik literatürde mazoşistik edimlerin kökeni preödipal dönemdeki mahrumiyetlere, travmalara ve gelişimsel duraksama yaratacak müdahalelere bağlanmıştır. Böyle bir etiyoloji narsisizm ile benzer bir sebep sonuç ilişkisine işaret eder. Mazoşizm, gerek işlevselliği gerekse yapısı itibariyle tek yönlü açıklanacak ve tek yönlü araştırılabilecek bir olgu değildir. Bazı mazoşistik kendine zarar verici edimler, ödipal arzuyu cezalandırmak amaçlı bir işleve sahipken bazı patoloji gruplarında ise kendilik temsilindeki dağılma ve çözülmeye karşı narsistik bir işlev göstermektedirler. Hatta ergenlik ve yetişkinlikteki mazoşistik edimler farklı işlevlere sahiptir. Ergenlik döneminin mazoşistik edimleri, benliğin çözülmesini ve kimlik tehdidini kontrol etmek ve kırılganlaşmış benliğe yeniden aktif bir rol alma ve çevresinde etkin bir rol oynama becerisini kazandırmak için bu yolda acıya başvuran bir araç olarak tanımlanabilir. ‘ele geçirme tatmini’ olarak tanımlanan bu durum kontrol edebilme gücüyle benliğin narsistik olarak iflastan kurtulması, harekete geçmesi ve zedelenmekten kurtulmasıdır (P.Denis). Çünkü ergenlikteki mazoşizm, mazoşistik ilişki ve acı çekme, sınırları korur ve nesneyi kontrol eder.

Aynı zamanda ergenleri sakinleştiren ve rahatlatan bir yanı da olan mazoşistik edimlerde, acı çektikten sonra bir zevk duyma da söz konusudur. Kesme ediminin rahatlatıcılığı ve sakinleştiriciliği yanında zevk ve acı verici etkisi Freud’un işaret ettiği şu soruyu akla getirmektedir: Mazoşizm, haz ilkesine karşı işliyor olabilir mi? İnsan genellikle her türlü acıdan kaçınma eğilimindeyse de, mazoşizmde acının zevk verdiği ve zevkin acıda arandığı düşünülebilir. Zihinsel süreçlerin haz ilkesi vasıtasıyla ilk amaçları; haz alamama durumundan kaçınma ise mazoşizm anlaşılmazdır.Eğer acı ve haz alamama durumu yalnızca uyarılar değil de gerçek amaçlar olabiliyorsa haz ilkesi felce uğrar. Bu da sanki zihinsel yaşamımız için çok önemli olan haz ilkesinin uyuşturulup eylem dışı bırakılmış olması gibidir. Bu durumda mazoşizm benlik için, karşıtı olan sadizme göre daha büyük bir tehlike olarak görünür. Çünkü haz ilkesi yalnızca zihinsel yaşamımızın değil, yaşamımızın bekçisi konumundadır (S.Freud 1920). Zihinsel aygıt kendisine akan uyarılma miktarlarını sıfıra indirme ya da en azından olabildiğince düşük tutma gibi bir amaç güder. Bu, Nirvana ilkesi olarak ölüm içgüdüsü eğilimini ifade eder ve haz ilkesi de varsayımsal olarak Nirvana ilkesi ile aynıdır. Nirvana ilkesi canlılarda haz ilkesi haline gelmesini sağlayan bir değişimden geçer. Bu değişim libido yani yaşam içgüdüsü sayesinde gerçekleşir. Libidonun istemini ifade eden haz ilkesinin değişimi olan gerçeklik ilkesi ise dış dünyanın etkisini temsil eder. Bu üçlü birbirini dışlamaz.hiç biri diğeri tarafından eylem dışı bırakılamaz. Her biri belirlenmiş farklı hedeflere sahip olarak zaman zaman çatışmalar doğması kaçınılmaz olmasına karşın genelde birbirlerine katlanabilirler. Biri için uyaran yükünün yoğunluğunun azaltılması hedef iken diğeri için uyaranın niteliksel özelikleri ön plandadır. Üçü de aynı amaca hizmet ederek farklı ancak birbiri ile bağlantılı işbirliği halindeki görevleri ile ruhsal aygıtın bütünlüğünü korumaya ve devamlılığını sağlamaya çalışırlar. Mazoşistik edimlerle ilişkilendirerek düşünüldüğünde kesme davranışı bu 3 ilkenin aralarındaki işbirliğinin bozulması, koordinasyonun sağlanamaması, fonksiyonlarını yerine getirememesi ve aralarındaki temassızlık olarak ifade edilebilir. Bu durumda haz alma ve hazzın niceliksel ve niteliksel kontrolü dışarıdan müdahale aracılığıyla gerçekleşmeye başlamıştır. Haz ilkesinin fonksiyonu, bireyin self mutilatif davranışlarla haz araması sebebi ile devre dışı bırakılmış gibidir. Haz arayışı dışarıdan sağlanmaktadır. Kişi bir sorunla karşılaştığında verilmesi ve yaşanması gereken emosyonel yanıtları vermeyerek, eyleme başvurur.

Mazoşistik edimlere başvuran ergenlerde bu yolla narsistik bir tatmin elde etme ya da narsistik bir aynalanma ihtiyacı öncelikli değildir. Bu durum öteki tarafından aynalanmayı sağlama, onay ve takdir için kendini kurban etme, feda etme gibi amaçlarla başvurulan diğer mazoşistik edimlerden farklıdır ve kendiliğin farklı gelişimsel zamanlarıyla ilişkilidir. Bu çalışmada söz konusu edilen ergenlerdeki mazohistik edimler, yapısal bütünlüğü sağlama amaçlıdır. Özellikle bu işlev tekrarlayan yüzeysel kesikler için geçerli olan bir durumdur. Kesi ve kesiklerin niteliği ve biçimi açısından yapılan araştırmalarda tekrarlayıcı, hafif kesik ve yarıkların sıklıkla içerdeki duygulanımı dışarı atmak için yapıldığı anlaşılmaktadır. Derin kesikler tekrar bir araya gelme ve diğerleri ile birleşmeyi sembolize eden bir özelliğe sahiptir (Pa 1969). Afektif regülasyon kuramı, Bağlanma kuramı, Sınırlar ve Nesne ilişkileri kuramı, Dürtü kuramlarının bu konuya ilişkin tüm açıklamalarında ortak olan nokta; yapının korunması, çözülmeye, dağılmaya karşı önlem alma şeklindedir.

Klinik ortamda bu bireyler çeşitli tanı grupları altında incelenmektedirler. Borderline kişilik bozukluğu, kondakt (karşıt olma) bozukluğu, antisosyal kişilik bozukluğu, intermittanexplosif bozukluk (aralıklı patlayıcı bozukluk) gibi. Yapılan projektif testlerde de sorunsala özgü eyleme vurma ve prosesleme eksikliğini Rorschach Testine verdikleri yanıtlarda görebilmekteyiz. Catherine Marta’nın kendine zarar veren ergenlerle yaptığı bir çalışma bizlere klinik görüşmeler ve projektif testlerin verilerinin birbirleri ile ne denli bağlantılı olduğunu göstermektedir. Catherine Marta 1417 yaş aralığındaki ergenlerle, mazoşistik tutum olarak sadece yüzeysel kesikleri ele alıp incelediği araştırmasının sonucunda aslında mazoşistik davranışların doğasında ‘bir yardım isteği’ olduğunu saptamıştır. Söz konusu ergenlerin psişik fonksiyonları sınır psikopatolojiye yakındır. Fakat protokollerin analizi sonucu nevrotik, narsisistik (sınır kadar) ve dekompanse psikotik oldukları görülmüştür. Psişik fonksiyonlarda, ara sıra açıkça püberte çatışmaları, cinsel kimlik ve aşk objesini kaybetme anksiyetesi ortaya çıkmıştır. Araştırmadaki ergenler çeşitli psişik fonksiyonlara sahipseler de toplanan analiz sonuçlarında hepsinde bir limit sorunsalı olduğu görülmüştür. Mazoşizmin anlamı ve ya işlevinin kişinin patolojik durumu ve ruhsal örgütlenmesi, ruhsal gelişimsel dönemine göre farklılaştığını söylemiştik. Sizlere az sonra bahsedeceğim H.’nin ruhsal örgütlenmesindeki mazoşizm, kendilik temsilindeki dağılma ve çözülmeye karşı narsistik bir işleve sahiptir. Belirliliğini ve sınırlarını kaybetmek üzere olan, bulanıklaşmış ve çözülmekte olan bir kendilik temsiline karşı, gerçek ve canlı hissetmek için, (ölü değil) acının akut deneyimlerini mazoşistik bir arayışın söz konusu olduğu vakada H. adındaki ergenin yaşadığı durumu açıklarken ki sözleri oldukça çarpıcıdır. Normal zamanlarda ağlayamıyorum. Bunu ancak kestiğim zaman başarabiliyorum, kesmek bende ağlamayı başlatıyor. Koluma çizik atmak uyku sersemi birine cimdik atmak gibi bir şey, onu uyandırmak, ayıltmak için, çizik atıyorum’

Öykü

H. 14 yaşında ailesinin tek çocuğudur. Annesi kuaförlük yapan H’nin babası yoğun alkol kullanımı nedeniyle çalışamamaktadır. anne ve babası 7 yaşında iken boşanan H.’nin. hastaneye yatış nedeni ilaç içerek intihar girişiminde bulunmuş olmasıdır İntihar girişiminin nedenini ‘düşünmemek ve hissetmemek’ olarak açıklayan H. aslında niyetinin ölmek olmadığını ifade etmiştir. İntihar teşebbüsünün diğer bir nedeni olarak da yaklaşık 15 gündür kendimi kesmiyordum, içimdekiler birikmiş olmalı. 56 ay önce de tekrar intihara kalkıştım ateş düşürücülerle. Ama bir şey olmadı’ şeklinde anlatıyor. Babasının sürekli alkol aldığını ve kendisine fiziksel şiddet uyguladığını ifade eden H. son zamanlarda kendisine yönelik şiddetin yoğunlaştığını söylemektedir. H’nin kendine zarar verme davranışları önce kollarını çizmek iken daha sonra kollarını kesme, nadiren kolunda sigara söndürme, kafasını duvara vurma, vücudundaki yara kabuklarını soyma gibi davranışlar olarak çeşitlilik göstermeye başlamış. Annesi de geçmişte intihar girişiminde bulunan H., annesinin zaman zaman alkol aldığını ve böyle zamanlarda kollarını tırmaladığından ve ya kafasına vurduğundan bahsediyor.

Okuldaki ders başarısı bir yıl öncesine kadar oldukça iyi olan H. son bir yılda derslerle daha az ilgilenmeye başlamış. Hastaneye yatışı sırasında okuldan atılmış olduğunu öğrenen H. okulda son yıl kısa aralıklarla pek çok erkekle çıktığını, bu erkeklerin birbirlerine düşüp kavga ettiklerini ve velilerin şikayeti üzerine okuldan atıldığını söylüyor. Öte yandan okul yönetiminin intihara kalkıştığı için diğerlerine kötü örnek olabileceğini düşünmüş olmalarının asıl neden olduğunu da sözlerine ekliyor.

H. sinirlendiği zamanlarda kendisini rahatlatan kesme davranışını ‘uyuşturucu almak gibi bir şey’ olarak tanımlıyor. Odasına kimse giremediği için kollarını hep odasında kestiğini söyleyen H. şu açıklamayı yapıyor: odamda kesiyorum kollarımı çünkü bunu yaparken kimsenin bakmasını istemiyorum. Beni engelleyebileceklerinden değil, ama bu rahatsız edici bir davranış. İzlenmeyi sevmiyorum. Yanlış kesmekten de korkuyorum. Keserken, çizerken yanlış yaparsam diye simetrik kesiyorum. Hep düz çizmeye çalışıyorum. Eğlence gibi, belli bir zaman sonra bu eğlenceye dönüştü. Bu, müzik dinlerken alınan uyuşturucu gibi. Bazen bunu müzik dinlerken yapıyorum’.

Önceleri kesikler için kalem ve kalem ucu kullanan H. daha sonra bıçak, jilet, makas ve şişe kapağı kullanmaya başlamış. En çok kollarını kestiğini söyleyen H’nin. kaş ve saçlarını kopardığını ve parmaklarının kenarlarındaki etleri yakma davranışlarının da olduğunu aktarmaktadır. Söylediklerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisini sıkıntılı, öfkeli veya üzgün hissettiğinde ya da yoğun bir acı duyduğunda bu davranışlara başvuruyor. Bunların kendisini çok rahatlattığını ifade ediyor. Kesme davranışını okuldaki arkadaşları arasında ve babasının bazı arkadaşlarından gören H. eğlence gibi başlayan bu şeyin rahatlatıcılığını keşfettiğinde bunun kendisini sakinleştiren, öfke ve üzüntüden uzaklaşmasını sağlayan bir metoda dönüştüğünü ifade ediyor. Bunun kendisi için artık bir bağımlılık olduğunu söyleyen H. sözlerine şöyle devam ediyor: ‘Kesmek ve yakmak bağımlılık oldu. İlkokuldan beri yapıyorum. Bende kan tutkusu var, kanı izlemeyi seviyorum. Negatif bir ruh haline sahibim. Rahatlamak için kesiyorum, rahatlamak için kesmek belki yanlış ama bunun yanlış olduğunu bilsem de zarar veriyorum. Geçmiş hep aklımda, yaşadıklarımı kafamdan hemen atamıyorum, bazen 24 saat aklımda oluyor, kolay kolay çıkartamıyorum.’ H’nin bu sözleri yaşadığı hayal kırıklıklarının etkilerinin ne denli uzun sürdüğünü, frustrasyon(engellenme) toleransının ne kadar düşük olduğunu gösteriyor.

Kendisine 6.sınıftan itibaren yani iki yıldır zarar veren H. bunun sıklığının genellikle haftada bir olduğunu söylüyor. İlerleyen görüşmelerde, babasının cinsel organlarına dokunmak sureti ile H’ye tacizde bulunduğu da anlaşılmıştır. Babasının bu davranışları ile ilgili olarak H’ye ‘sana istediğim gibi dokunabilirim ha omzuna ha göğüslerine’ diye bir yorumda bulunduğu öğrenilmiştir. Bu noktada F erenczi’nin ‘şefkat ve şehvet dili’ kavramlarının birbirine karıştığını ifade ettiği yaklaşımı akla gelmektedir. Çünkü ergenin bedeni artık cinselleşmiştir. Cinselleşmiş bedeni ergeni, yalnızca kendi dürtüsel doyumu karşısında hazırlıksız yakalamakla kalmaz; yetişkinin cinselleşmiş bedenini hedef alarak kendisine yönelttiği cinsel içerikli talepleri deşifre etmek, çocukken kendisine yöneltilen diğer taleplerden ayırt etmek ve bunları zihinsel olarak tasarımlandırmak konularında yetersiz kalabilir. Yani yetişkinin şehvet dilini kullandığı sırada ergen hala şefkat dili ile konuşuyor olabilir. H’nin anlattıklarından babası cinsel organlarına dokunduğunda kendini suçladığını, babasının bu konuyla ilgili söylediği ‘istediğim yerine dokunurum’ şeklindeki sözlerini de tamamen duygudan yoksun bir tarzda ifade ettiğini görüyoruz.

Babasını yeni ve eski baba olarak ikiye ayıran H. eski babayı demokrat ve güçlü biri; yeni babayı ise alkolik, kaba kuvvete başvuran ve düşünemeyen biri olarak tanımlıyor. Anneden alınan bilgiye göre H. iki yaşında iken Azerbaycan’a annenin işi dolayısı ile taşınıyorlar. H’nin babası iş bulamayınca evde kalıp H.ile ilgilenmeye başlıyor. Yine anneden alınan bilgiye göre çift, H.yedi yaşında iken boşanıyorlar ve bu boşanmadan dolayı H. uzun süre annesini sorumlu tutuyor. Yaşıtlarına göre daha uzun boylu ve yapılı olan ve yaşından büyük gösteren, H. kendisine zarar verme davranışlarına başlamadan 1 yıl önce yani 11 yaşında iken regl oluyor. Annesi, H’nin çocukluğunda iken daha sosyal olduğunu ve babası ile ilişkisinin daha iyi iken bunun H.11 yaşına geldikten sonra değişmeye başladığını söylüyor.

İntihar girişimi ile ilgili anlattıkları şu sözler kesme davranışlarının işlevlerini anlamamız konusunda iyi birer örnek teşkil edebilir: ‘15 gündür kesmiyorum kendimi. Bir sürü savaştığım şey oldu. Kesmek sanki intihara kalkışmamı engelliyordu’ Kendine zarar verme davranışının uyumsal ve koruyucu yönünü gördüğümüz bu sözlerde, kesme davranışı ego bütünlüğünün korunmaya devam etmesinde ilkel de olsa toparlayıcı bir etkiye sahip görünüyor. Kendisine keserek ilk kez zarar verdiği zamanın okulda öğretmeni ile yaşadığı bir probleme denk geldiğini söyleyen H., o dönemde annesinin de tıpkı öğretmeni gibi düşünüp kendisini anlayamamasının kendisini çok fazla öfkelendirdiğini ifade ediyor. O gün olanları ‘öğretmen benim Satanist olduğumu iddia ediyordu. Eve gelip anneme anlattım. Annem öğretmene hak verdi ve beni sakinleştirmedi, sakinleştiremedi. Bunun üzerine gidip kendimi kestim ve yatıştığımı ve etrafta bağırıp çağırmamı engellediğini gördüm’ şeklinde anlatıyor. Bundan sonraki kendine keserek zarar verişinin sevgilisinden ayrıldığı bir zamana denk geldiği anlaşılıyor. ‘ O zaman kendimi bıçakla kestim. Çizmekle sinirim tam anlamı ile çıkmıyordu, yetmiyordu artık. Üzülemiyordum, üzülmek beni rahatlatıyordu. Kesmek de üzülmemi sağlıyordu. Üzülmem ve ağlayabilmem için acıyı hissetmem için kesiyordum. Onun adını koluma yazdım. ( bu bir sembolik kesme örneğidir). Kesmek çizmekten daha çok rahatlatıyor ve daha az acıtıyor.kanı görüyorsun ,kanı görmek çok rahatlatıyor. İkisi de aslında hem kesmek, hem kanı görmek. Kan aktıkça içimdeki nefret de boşalıyor.’ Seanslarda sakin görünen anlattıkları duygulanımdan tamamen yoksun olan H.’nin söyledikleri oldukça anlamlı görünüyor. H’nin acıyı hissetmekte çok zorlandığı, duygularını izole ettiğini fark ederken öte yandan kesme davranışının adeta dondurulan duygularının buzlarını çözdüğünü ve sanki kendilerine dışarı çıkmak için bir yol bulduklarını görüyoruz. Kendisinin de söylediği üzere sanki uyumakta olan bir şeyleri çimdikleyerek uyandıran, onu ayıltan bir şey. Belki de her kendine zarar verenin kendi içsel çatışmasına göre şekillenen ve ona göre fonksiyonellik kazanan bir süreçle karşı karşıyayız. Pek çok vakada bir taciz öykünün varlığı söz konusu görünüyor. Unutulmaya çalışılan ama bir yandan da dışarı çıkmaya çalışan bir uyarılmanın yarattığı bir basınç mevcut görünüyor. Genelde erinlikte ortaya çıkışı da daha önce pek çok kez değindiğimiz Ödipal dönemin devamında toprağın altına çekilen ve uykuya dalmış olan cinselliğin yeniden uyanışı ile ilişkili. Geçmişteki birikmiş uyarılmalarla dışarı çıkamayan libidinalite kimi durumlarda kendisine böyle bir çıkış yolu bulmuş görünüyor. H’nin kendisine bulduğu yolun kendisine zarar verdiği bu mazoşistik edimler olduğunu söyleyebiliriz.

Tat Protokolü

KART 1

Çocuk keman çalmadığı için üzülmüş. oturuyor başında ne yapacağını,nasıl çalacağını düşünüyor.Notalara bakıyor,notalara bakıyor altta.Daha başka bir şey çıkartamadım.Cezalandırılmış olabilir,karanlık.

Hikayenin sonunda ne olacak?

Çaba gösterip çalmaya çalışacak,Yardım alacak ,başaracak. KART 2

Kız kasabadan köye geliyor.Okuluyla ilgilenen bir kız.Şehirli olduğu için farklı bir aile.Tarla sürüyor.işleri izleyen biri,bir hanım,kızda bu karmaşa içinde kendi kültürünü devam ettirmeye çalışıyor.Karmaşa?işler,çalışma,sorumluluk bu kadar şeyin içinde kitap okuma,öğrenme öyle şeylerle ilgileniyor.Hikayenin sonunda ne olacak?

Kıza baskı koyuyorlar,kız her şeyi, bırakıp,oradaki hayata hazırlıyor kendini. KART 3BM

Kocası tarafından dövülmüş bir kadın. İtilmiş, kakılmış,yorgun,bitkin halsiz,bir köşeye sinmiş.Bütün her şeye göz yummuş,korkak.Hikayenin sonunda da böyle devam ediyor.Yine korkacak,diklenmeye çalıştığında baş eğecek,tekrar dayak yiyecek. KART 4

Bir aldatma sahnesi gibi bir şey.Adam gidiyor kadın tutmaya çalışıyor,Bir şeyler açıklamak ister gibi.Adam dinlemiyor.Arkada bir kadın var.Bacak bacak üstüne atmış.Oraya gider gibi.Hikayenin sonunda kadın adamı ikna edecek,adam sonunda gitmeyecek. KART 5

Oturma odasından sesler geliyor. Hizmetçi de kapıyı açıp, sesin geldiği yere gidiyor.Odanın ışığı açılmış onu fark ediyor.Birisi odanın ışığını açmış,seslerin olduğu yere doğru ilerler,hikayenin sonunda da bir hırsızla karşılaşıyor.Koşuyor,polisi arıyor.Hırsız da kaçıyor. 6 GF

Şimdi,bir tane kız çalışıyor.Çalıştığı yerden arkadan adam rahatsız ediyor.Kızın arkasında duruyor.Adam konuşmaya,tanışmaya çalışıyor.Kız bu durumdan rahatsız olmuş gibi ve adamı reddediyor.

7 GF

Evin kızı var, bu kızın üzerine atıyorlar sorumlulukları ufak bir kardeşi var. Annesi babası ilgilenmiyor.Evin temizlikçisi,annesi yerine geçiyor.Kızın ders çalışmasına yardımcı oluyor.Kız hem kendisini toparlamaya çalışıyor hem kardeşine bakıyor.Sonunda kardeşini o büyütüyor,kardeşi ile mutlu oluyor. 9 GF

Kızlar denize girecekler, elinde kıyafet,o sırada fırtına çıkıyor,deniz dalgalanıyor,rüzgar çıkıyor,yağmur yağıyor.Hikayenin sonunda acele ile ayrılıyorlar. 10

Şimdi baba oğluna sarılıyor. Ama tartışma sonrası sarılıyor,alnından öpüyor.Çocukta özür diliyor,büyük bir kabahat işlemiş ve hikayenin sonunda da baba çocuğu affediyor. 11

Depremler oluyor, taşlar yollara düşüyor.Patlama oluyor,karanlık ortalık,her yanı aydınlatıyor,savaş var.Sonu hakkında bir fikrim yok. 12 BG

Gül var,ağaçlar, yeşilikler,Terk edilmiş bir sandal.Bilmiyorum bundan ne çıkartırlar ki.Ya da şey de olabilir.Zamanında orası denizmiş,deniz kurumuş,çekilmiş onun yerine ağaçlar çıkmış,sandal orada kalmış. 13 B

Çocuk evdekilerle tartışmış, kapının önüne çıkmış düşünüyor.Evdekiler dışarıda,karanlık,dışarıda olanlara bakıyor.Haklı olup olmadığını düşünüyor.Anne babası gelene kadar orada oturmaya karar veriyor.Sitem eder gibi,sitem ediyor. 13 MF

Adam bir kadınla birlikte oluyor,sonra kadınla anlaşmazlık yaşıyorlar,sonra kadını boğarak öldürüyor,cansız yatıyor.Adam yaptığından pişman bir şekilde kalkıyor ve orayı terk edip gider. 19

Kar yağmış,evin pencereleri var.İçerde buhar falan olmuş pencerede.Yolları kar tutmuş,yürünmeyecek gibi.İnsanlar camdan bakıyor.Bir hafif fırtına var.Dışarıda karanlık…. o kadar. 16

Boş yepyeni bir sayfa,çizmek o kişinin elinde.İstediği gibi çizmek,karalamak,saçmalamak o kişinin kararı.Güzel.Bomboş,yaşanmamış,çizilmemiş,kullanılmamış.

Tat Yorumu

KART 1

Birinci karta verilen ‘çocuk keman çalmadığı için üzülmüş’ cümlesi ile ilk olarak negasyonun(eksiklik) varlığını fark etmekteyiz. Bu ifade de çocuğun kendi iradesi ile kemanı çalmadığı anlaşılmaktadır. Ancak ardından gelen ‘cezalandırılmış olabilir’ ifadesi bizlere üstbenliğin devreye girişini haber veriyor. Çocuk keman çalmadığı için pişmanlık ve suçluluk duyguları duymakta ve üstbenlik tarafından cezalandırılmaktadır. Hikayenin sonunda ne olacak sorusuna verdiği yanıtta ise üstbenliğin dediklerine uyum sağladığını görmekteyiz: ‘çaba gösterip çalacak, yardım alacak,başaracak’. Ergenlerin narsistik bir yapılanmaya ihtiyaçları olduğu ve ergenlik döneminde çocukluk dayanaklarından uzaklaşmak zorunda kalındığı düşünülür ve yaşanan narsistik kırılganlık bu yanıt ışığında değerlendirilirse aslında nörotik bir yaklaşımın izlerini ile karşılaşmaktayız (ebeveyn, üstbenlik ve suçluluk duyguları). İkinci kartta sağlıklı bir şeklide kurgulanamayan bir Ödipin varlığı söz konusudur. Danışanın erkeği iptal ettiği, kadını deseksüalize(cinseliksiz) kıldığı ve anonim halde bıraktığı görülmektedir. Anneden ‘bir hanım şeklinde’ bahsedilmektedir. Karttaki kişilerin birbirleri ile ilişkileri olmadığı dolayısıyla izolasyon mekanizmasının ağırlıklı etkisini görülmektedir. Anlatımın muğlak bir şekilde devam ettiği kartta,’anne’ figürünün kontrol eden bir özellikte olduğu, entellektüalizasyon mekanizmasının da yeterli olmadığı fark edilmektedir. Üçüncü kartta ağır mazoşistik bir düşlemin izlerini görmekteyiz. Danışanın karttaki kadına fazlası ile konsantre olduğunu görmekteyiz. Güçlü ve abartılı duygulanımların varlığı ile karşılaştığımız bu yanıtta kendisine yapılan tüm kötü muameleye ve sıkıntılara rağmen hep aynı pozisyonda kalacak olan biri söz konusudur. Depresif duygulanımla başa çıkma kapasitesi hakkında bilgi almayı beklediğimiz bu kartta danışan ağır mazoşistik bir düşlem içinde kalmaya devam edeceğini bildirmektedir. Devam eden kartta oldukça nörotik bir yanıtla karşılaşmaktayız. Arzu ve tasarımın gayet iyi anlatıldığı, dürtüler açısından iyi kotarılmış, Ödipal üçgenin kurulduğunu gördüğümüz bir yaklaşım söz konusudur. Beşinci kartta hikayenin oldukça erotik bir şekilde başladığı ve sınırlara ilişkin bir yaklaşımın söz konusu olduğu görülmektedir. İlk sahneye dair bilgi almayı beklediğimiz beşinci kartta yine üst benliğin devreye girdiği, hikayenin yine suç ve ceza ikilisinin ellerine bırakıldığı görülmektedir. Sağlam bir baba figürünün izlerini taşıyan altıncı karttaki yanıtta aşk nesnesi olan babaya karşı mesafe koymanın ne denli zor olduğu anlaşılmaktadır. ‘Kızın arkasında duran baba ifadesi’ hem destek olan hem de fazlası ile sıcak duygular uyandıran bir babanın varlığına işaret etmektedir. Kart 7’ye geçtiğimizde yine, sıcaklığını henüz kaybetmemiş Ödipalite ile karşılaşıyoruz. Yetersiz bir annenin varlığına işaret eden yanıtta hizmetçi figürünün dayanak olarak ifade edildiği ve hikayenin danışanın ‘herkesten daha iyi bir anne’ olduğu fikri ile sona erdiği görülmektedir. 9GF’de danışanın rekabetle uğraşamadığı görülüyor. Danışanın yaşı ile uyumlu bir biçimde fazlaca hareket yanıtı verdiğini görmekteyiz. Dikkati çeker bir acelecilikle yanıtı sonlandıran danışan böylelikle rekabete hiç girmemiş oluyor. 10. kartta danışan aynı jenerasyondaki bir kadınerkeğin hikayesi yerine yanlış bir algılama ile bir babaoğulun hikayesini anlatmaktadır. Yine önce bir kabahat ve cezalandırılmanın ortaya çıktığı görülmektedir. Hikayenin babaoğul üzerinden anlatılması kendi üzerinden anlatmamaya olanak sağlayan bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Anlatılan senaryonun çarpıtılıp yine suç ve ceza hikayesine dönüşen bir durum söz konusudur. 12BG’de eksikliğe ve boşluğa tahammülsüzlüğün ve bu tahammülsüzlüğe orijinal çareler üretme çabasının anlatıldığı görülmektedir. İyi bir sahneleme ve hikayelendirme ile eksiklik ve boşlukla iyi bir şekilde mücadele edildiği söylenebilir.13B’de anne babanın sürekli işin içine katıldığı ve ilişkilerdeki çatışmaların anlatıldığı bir hikaye söz konusudur. 19. Kartta splitting mekanizmasının varlığını ‘evin içinin iyi, dışarısının ise kötülüklerle dolu’ olarak tarif edilmesi ile anlamaktayız.

TAT’ye göre bu hastanın en büyük sorunsalı depresyon, hiçlik ve boşluk duygularını varlığıdır. Depresif duygulanımla başa çıkamama söz konusudur.

Rorschach Protokolü

Tablo 2 1

KART 1 Anket Kodlama
1)Yarasaya benziyor.
yarasa,vücudu kanatları sadece yarasa.
Yarasa?Gövdesi kanatları.

G.F+A Ban

2)İki tane insan var,
Ellerini yukarı açmış.
O kadar.

iki tane el,bacak
Kafaları olduğu için
İki tane olduğunu
Söyledim.ellerini
Yukarı açmışlar.
D.F+H

KART 2

3)Röntgene benziyor.
Şu kaburga leğen kemiği.
Kırmızılar..onlara anlam
Veremiyorum.Mesela kan
diyorlar?ne bileyim,bir röntgen
filmi gördüğümde problemi olan
İnsan hissettirdiği şey.

Kaburga?insanların
Röntgen filmine benziyor.

G.FC’röntgen/kan

KART 3

4)Bu kurbağa,kurbağa var.
O kadar.sanki yukarıdan bakılıyor.Kurbağaya..o kadar yani.

Elleri,gözleri,ağzı,bacakları

yok,sadece gövdesi var.

D.FE.A

5) Bir şey sorabilir miyim?

Kartlardaki kırmızı

lar kanı simgeliyor değil mi?

Kırmızıya benziyor ve böyle

Düşünme kanla ilgili değişik

Düşünce olunca,hafif psikopa

tiye gittiğini söylüyorum.Her

Kartta da kırmızı var,hafif hafif

de olsa..

D.C.Kan

KART 4

6)İstediğim tarz bakabilir miyim?

patlamaya benziyor.Sis,is gibi

Patlama olur etrafa saçılır ya.ama

Güzel. İmkan olsa bunu alıp duvara

Asardım.

Patlama?Tam olarak

bilmiyorum bir yer pat

ladığında buhar duman

olur ya onun gibi.Buhar

Olmasından dolayı silikler

Var,beyazlar var.

(bir şeyler düşününce

Başımda ağrı oluyor.

G.kobE.sis.

KART 5

7)Her şeyi yarasaya benzetiyorum.

Bu da benziyor.Yarasalara takılmış

durumdayım.bir yarasa var burada

Yarasa?kanatlar,kulak

ayakları o kadar.Başka

bir şeye benzetemedim.

(kartı hemen yerine koydu)

G.F+.A Ban

KART 6

8)Çok ilginç gelecek ama

Bir toprağı kazmışlar ve

İçine kılıç koymuşlar.Sadece

Kılıç var güzel bir kılıç.

Kılıç?Kılıç eski zamanlar

dan. kılıcın yeni olur ya.

Toprağı kılıç girecek kadar

kazmışlar.Üstten

Bakıyormuşuz gibi.

G.F+.kılıç/

toprak

KART 7

9)Birbirlerine ters durmuş ama

Birbirlerine bakan iki tavşan var.

Yüzleri insana benziyor

Aynadaki yansımasına ben

ziyor.Bire bir aynı insan yüzlü

tavşan

D.F+.H/A

10.Bir de neyse..

Farklı şeyler varmış gibi gözler

Göz ürküttü beni.Sert surat ifadeleri

varmış gibi

Sert surat ifadeleri? sadece

farklı ben normalde gözleri

severim.

D.FClob.Hd

KART 8

(>) Burada yansıma var,burada

Ama su yansıması.

Yansıma

11)Bir tane bukalemun var.Otların

Üzerinde yürürken yansıması gö rülüyor.

D.kan A/Yansıma

12)O sırada güneş batıyor.kızarık

lık,kırmızı olduğu için.

Güneş batıyor,bu da

Yansıması.

D.CF.Nat/yansıma

KART 9

Bu bir şey ifade etmiyor.
Gerçekten bir şey ifade etmiyor.
Boş!Anlamsız ilgimi çeken bir
şey yok.Karışıklığı simgeliyor.
Yeşil renk karışıklığı anlatıyor.
Sanki bu resmi yapanın beyni
Allak bullak olmuş gibi.Bu bir
İnsanın hayatındaki karışıklık Olabilir.,

Red/

Soyutlama

KART 10

13)Deniz ürünleri var gibi. Karides

14) İstiridye

15) denizatı

16 Deniz salyangozu

17)Denizdeki kan.Denizde kan
Daha farklı görüntü oluşturur ya.

18)A fare var.
19).iki tanede yengeç var.

Kan?Benim bir kere
denizde bacağım kesildi.
Denizde kan görüntüsü
Dağılıyor gibiydi.

D.F+.A

D.F+.A

D.F+.A

D.F+.A

D C Kan

DF + Kan

DF+ A Ban

Tablo 22 PSİKOGRAM

R:19 FC’:1 F+;11 Kan;3 R.C%; 9/19;%47
G;5 C;2 Nat:1 T.R.I:0/4
D;14 CF;1 Rontgen;1 A% 52
H: 1 FE;1 Sis;1 H% 10
Hd;1 kobE;1 Yansıma;3 G%26
H/A;1 FClob;1 Element;1
A;10 K;0 Nesne;1
Ban:3 kan;1 Reddetme/soyutlama;1
En beğendiği kart IV
Patlamaları seviyorum. Öyle hafif isyan varmış gibi. Dediğim gibi duvara asabilirsin. Farklı bir biçimde içimi rahatlattı.
En Nefret ettiğim kart 9
Bunun için hiçbir şey söyleyemedim. Belirsizlikleri sevmiyorum. Renkler itici.Şu yeşil içimi bunaltıyor.O yüzden sevmedim

Rorschach Yorumu

Rorschach protokolüne baktığımızda H’nin kısmi bir uyum içinde bulunduğunu söyleyebiliriz. Banal yanıtlarla teste başlandığı ve ‘iki insan’ yanıtı verilerek insana özdeşim yapıldığı görülmektedir. Başlangıçta bir sosyal uyumun söz konusu olduğu protokolde ‘ellerini yukarı açmış insan’ifadesi bir yardım isteğini akla getirmektedir. İkinci karttaki ‘röntgen’ yanıtı ve bunun çağrıştırdığı ‘problemli insan’ yanıtları ile H’nin somatizasyona başvurduğu görülmektedir. Devamında gelen ‘kan’ yanıtı ise çiğ ve tasarıma bağlanamayan dürtüsel bir yanıt türüdür. Adaptatif(uyumsal) yanıtlarla başlayan protokol ikinci kartın dürtüyü harekete geçiren özelliği dolayısı ile dürtünün ruhsal yapı tarafından işlenemediğini akla getirmektedir. Üçüncü karta verilen yanıtta H’nin ‘depresif ve narsisistik’ yanını fark etmekteyiz. Klinisyene yaslanma ihtiyacını gördüğümüz devamındaki yanıtta ise kırmızı rengin yoğun uyarıcılığı ile çaresizlik yaşanmaktadır. Hatta kırmızı rengin olmadığı birinci kartı bile içine alacak şekilde her kartta kırmızı renk olduğu ifade edilmektedir. Yanıtlarda dürtüselliğin oldukça taşkın olduğu görülmektedir. Uyaran kalkanlarının zayıflığı yaslanma ve dayanak ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Dördüncü karta baktığımızda Üst benlik yapılanmasının taşkın ve kontrol edilemeyen yapısı ile karşılaşmaktayız. Verilen ‘sis,is, duman’ yanıtları bir şeyleri muğlak bırakma ihtiyacının ürünleridir ve ve gizlenmek istenen sorunların varlığına işaret etmektedir. Aynı karttaki ‘imkan olsa duvara asardım’ şeklindeki kişisel yaklaşım ‘nesneyi sabitleme’ isteği olarak yorumlanabilir. H tıpkı bu yanıtındaki gibi kollarına simetrik çizikler açmakta ve sabit olmayan bir nesneyi sabitlemeye çalışmaktadır. Nesneyi sabitlemeye duyulan ihtiyaç aynı zamanda H’de büyük bir ayrılık anksiyetesine yol açmaktadır. Çünkü sabit olan aynı zamanda terk edebilecek olandır. Yarattığı boşluk ve eksiklik duygusu da o denli büyük olacaktır. Dolayısı ile bu durum H. için ciddi bir kaygı nedenidir. Protokolün geneline bakıldığında ilişkisel yanıtların azlığı dikkati çekmektedir. Bu da H.’nin nesneleri birbirine yakınlaştırmayarak ilişkiye girme ve yakınlaşmaları engelleme yaklaşımı ile ilgili bir durumdur. Beşinci karttaki yanıt dördüncü kartın devamı niteliğinde olup ‘yarasalara takılmış durumdayım’ ifadesi ‘H’nin nesneye takılıp kalmalarına örnek teşkil etmektedir. Benlik kartındaki bu takılıp kalma yaklaşımı yine bir nesneye tutunma ve orada kalma ihtiyacını yinelemektedir. Bu ihtiyacın içinde daha fazla kalmak istemeyen H. beşinci kartı hızla masaya bırakmıştır. Bu ihtiyaç onu fazlası ile endişelendirmiştir. Altıncı karta geçildiğinde , fallik bir simge olan ‘kılıcın’ nevrotik yapılanmalardaki kullanımından farklı bir şekilde ele alındığı görülmektedir: Kılıç toprağa girecek kadar saplanmış’. Bu ifade H’nin yine anne tarafından kapsanma ve tutunma ihtiyacını dile getirmektedir. Kılıç yani H. annenin içine girecek kadar ve sadece kendisinin girebileceği kadar saplanmıştır. İçeri girip kapsanabileceği bir nesne oluşturulmuştur. Kendilik kartından itibaren esas problematiğini ortaya koyan H. buna yedinci kartta da devam etmektedir. Yedinci karta uyumsal bir yanıtla başlayan H. ‘tavşan’ yanıtını daha sonra insanla özdeşim kurarak dönüştürmüş en son ‘insan yüzlü tavşan’ yanıtında karar kılmıştır. H’nin yanıtları, insana –nesneye duyulan ihtiyaç devreye girdiğinde bozulmalar göstermektedir. Bir nesneye duyulan ihtiyaç, yeniden beliren ayrılma endişesi dolayısı ile algısal bozulmalara yol açmıştır. Aynı karttaki yansıma yanıtı aynılığı dile getirmekte, ötekinin aslında öznenin yansıması olduğu anlaşılmaktadır. ‘ürküten göz ve sert surat’ ifadeleri ile anneye ve onunla olan ilişkiye göndermede bulunulmaktadır. Annenin kapsamasına duyulan ihtiyaç, annenin gözü ve bakışları ve onu kapsamayacağına dair sert surat ifadesi ile geriye püskürtülmektedir. Yedinci kartta nesne sabitliğine duyulan ihtiyaç ancak anne tarafından kapsanmayacağı ,içe alınmayacağı ile ilgili mesajlar H’yi yeniden bir kısır döngüye sokmaktadır. Kart 7’de H’nin annesi gibi olmak istemediği ve ona benzemek istemediği anlaşılmaktadır. Seanslardaki anlatımlarındaki gibi annesi gibi güçsüz olmak istememektedir.

Kart 8 deki ‘bukalemun’ yanıtıyla renk olarak sabit kalamayan ve değişen bir hayvan figürüyle sabit kalamayan nesne ilişkisi dile getirilmiştir. 2.kartta gördüğümüz depresif tema, ‘batan güneş’ yanıtı ile tekrar karşımıza çıkmaktadır. Erken dönem ilişkilerini incelediğimiz 9.kart bir ‘red’ yanıtı ile başlamakta ardından da bir soyutlama gelmektedir. H’nin bu soyutlaması erken dönem nesne ilişkilerinin oldukça karışık ‘allak bullak’ vaziyetine dair bir bilgi niteliğindedir. Kontrol yanıtları ile başlayan 10. Kartta ise kısmi bir uyum söz konusudur. Daha sonra kontrolsüz bir dürtü yanıtının ortaya çıktığı görülmektedir. H. bu yanıtında kendilik sınırlarının denizdeki kan görüntüsünün dağılışı gibi dağılacağından duyduğu endişeyi dile getirmektedir.

Beden İmgesi

Rorschach testinde beden imgesinin malzemeye yansıtılması önemli bir yere sahiptir, Testin geneli, beden imgesi hakkında bilgi vermekle beraber özellikle 1.ve V.kart bu konuda özel önem taşır. Bu çalışmaya konu olan H’nin 1.ve 5.karttaki yanıtlarına bakıldığında beyaz alan ve boşluklara ve kenarlardaki kesintilere rağmen bütün ve bozulmamış yanıtlar verdiği, kendiliğiyle ilgili bir tasarım sunabildiği ve G ve F+ yanıtlarıyla bedensel bütünlüğünü koruduğunu görmekteyiz. Öznenin dayanabileceği belirgin ve nesnel hiçbir şekil bulunmayan ve en zor kart olan IX.karta baktığımızda ise bedenin içine dair tasarımları ve iç/dış sınırının kaybolduğunu görmekteyiz. H. IX. kartı önce reddetmiş ardından soyutlamaya geçmiştir. Regresyona en çok izin veren, özneyi bir şekilde pregenital anne sembolizasyonuna bırakmaya davet eden IX. kart kendine zarar veren ergenler tarafından en çok redde uğrayan karttır. Bu ‘red’ yanıtları her türlü duygusal tonlamadan kaçınmayı sağlayan savunmacı bir tutum olarak düşünülebilir. Öte yandan ergeni pregenital dönem zorluklarıyla karşı karşıya bırakan IX.kartın reddededilmesini dışsal bir uyaran tarafından istila edilmeye karşı verilen aktif bir yanıt olarak da açıklayabiliriz. Kendine zarar veren ergenlerin şu sözleri bu aktif yanıta iyi bir örnek olabilir: ‘benim kontrolüm dışında bana hiç kimse zarar veremez, bunu ancak ben yapabilirim’. Bukartın reddedilmesi aynı zamanda ifade edilemeyen güçsüzlük ve yetersizlik yaşantılarının ifadesidir. Yanıt vermekten kaçınma, tıpkı ‘inkar’ gibi öznenin, sembolize edemediği ve bütünlüğünü tehdit eden bir durum olan uyarılmaya karşı, savunmaya geçişini sağlar. IX.kart bu ergenler için dışsal bir saldırı olarak algılanır. Saldırı, ya inkarla karşılanacak ya da karşı saldırıya geçilecektir. Bu durumda ‘red’ yanıtları tasarımlanamayan ve düşünülemeyen yaşantı izleriyle savaşma biçimini de temsil eder.

H’nin, red ‘yanıtının ardından gelen yanıtı bu patolojiye sahip ergenlerden kısmi anlamda farklılaştığını göstermektedir. H. her ne kadar zorlanmış da olsa kimlik bütünlüğünü tehdit eden bir durum hakkında bizleri bilgilendirmiştir. H. bir yaslanma ihtiyacı içindedir ancak arkaik döneme dair söyledikleri ‘karışık, allak bullak olan ve anlamlandırılması çok güç bir şey’ şeklindedir. ihtiyaç duyduğu dayanağın, asıl kendisinin dayanmaya ihtiyacı olduğundan söz etmektedir. H. bir nesneye sahiptir. Ancak bu nesnenin kapsayıcılığında zaaflar ve yetersizlikler söz konusudur. Bu yüzden H. kimlik duygusunun devamını belki de aralarındaki mesafeyi özenle ayarladığı kesme davranışıyla sağlamaktadır. Nesnenin sabitliği ve kesintisizliğini sağlarken kendiliği üzerinde de benzer bir çalışma yapmaktadır. kendi kontrolü altında, kendisine zarar vererek bu karışıklık ve kaosun kendilikte bir kopuşa (disosiyasyon) yada diğer ağır patolojik durumlara dönüşmesini engellemekte ve bütünlüğünü koruma mücadelesi vermektedir. Bu mücadelenin diğer cephesinde ergenlik döneminin sıkıntıları bulunmaktadır. Ergenin kabul etmek zorunda kaldığı değişimlerin yaşandığı ve bu değişimlerin sözcülüğünü yapan bedende yaşanan sıkıntılarla dolu bir dönem.

X.karta verilen yanıtlara baktığımızda kartın dağınık şekillerden oluşması, ergenin beden imgesini bütünleştirme kapasitesini gündeme getirmektedir. H.’nin X.karta vermiş olduğu ‘kontrolsüz dağılan ve suda yayılan kan’ yanıtı aslında benlik ve beden imgesinin sınırlarının kesintili ve bozulmakta olduğunu göstermektedir. Bu bozulmanın kontrol edilmesinin zor olabileceğine ve’ dağılıyor’ ifadesi ile de adeta benliğin dağılma riskine işaret etmektedir.

Ayrışma ve Bireyselleşme

Öznel bir kimliğe sahip olmak her şeyden önce ötekinden farklılaşma ve bireyselleşme süreçlerinin tamamlanması şartına bağlıdır. Özne ancak ötekinden ayrılmayı başarabilirse öznel kimliğine kavuşur.

Ergen protokollerinde farklılaşmama sorunsalını en belirgin haliyle Rorschach’da;

Çift tasarımların verilmesi (ikiz kişiler,birbirine yapışmış tasarımlar,ayna yanıtları)

İçeriklerde türleri tek bir türde birleştirilmesi;

Ayrışmamış nitelikteki tasarımlara sıklıkla eşlik eden C’ ve çok sayıda gölgeleme yanıtında (E) kendilik tasarımındaki kırılganlığın varlığı ile anlamaktayız.

Bazen daha ciddi narsistik eksiklik ve nesne kaybı endişesi durumlarında,yukarıdaki duruma zıt göstergeler de olabilir. Mesela E yanıtları yerine’ kob’ gibi yanıtlarla eyleme yönelik tutumlar benimsenir.

H’nin yanıtlarında farklılaşma ve bireyleşme sorunsalına gönderme yaptığı ilk yanıtı 1.kartın anketinde görmekteyiz: iki tane kafası olduğu için iki tane olduğunu söyledim’. 7.karttan itibaren başlayan ve arka arkaya gelen ayna, yansıma yanıtları da yine aynı sorunsala gönderme yapan yanıtlardır: ‘aynadaki yansımasına benziyor, burada yansıma var, bukalemun otlar üzerinde yürürken güneş batıyor bu da yansıması’.

Özellikle ayna ve yansıma yanıtlarının fazlalığı ergenin anaklitik ilişki tasarımlarında bir dayanak arayışı içinde olduğunu gösterir. Bunun nedeni nesneden alınan desteğin yetersiz kalmasıdır. Çevreyle ilişkide bu doyumsuzluk ve eksiklik hissi, kendilik tasarımında kırılganlığa sebep olur. Bu tip yanıtların patolojik olmayan ergenlerde de bulunabileceğini unutmamak gerekir. Bilindiği gibi ergenlik döneminde, o zamana dek kazanılmış narsistik dayanakların bir dereceye kadar sarsıntıya uğraması son derece doğal bir durumdur. Erinliğin bedende yol açtığı dönüşümler ve ebeveyn imgelerinin idealize edilmiş konumlarını kaybetmesi bu dayanakları sarsıntıya uğratır. Kendilik tasarımındaki kırılganlık V. VIII. X. ve X.kartlarda ya çok depresif göstergelerle (C’,clob, depresif nitelik taşıyan içerikler), ya da megalomanik tipte tümgüçlülük ile kendini gösterir. Bedensel bütünlüğün bozulması ile normal olan narsistik kırılganlık farklı durumlardır. Bedensel bütünlüğün bozulması ile ilgili diğer incelememiz gereken noktalar ise dürtüsel tepkilerdeki artış ve azalıştır. Bunun içinde bakmamız gereken yanıtlar ise nesne hareketleri ve renk yanıtlarıdır.

KOB Yanıtları (Nesne Hareketleri) Dürtüsel Tepkilerde Artış

Erinlikle birlikte gelen değişimlerin ergende dürtüsel bir dengesizliğe neden olduğunu biliyoruz. Dürtüsel tepkisellikte artış bu dönem için zaten beklenen bir durumdur. Bunu Rorshach’da kob yanıtlarının artışıyla görmekteyiz. Fakat bu artış her ne kadar beklenen bir durum olsa da kob yanıtlarının içeriği titizlikle incelenmelidir. Kob yanıtlarının içeriğini anlamak bazı durumlarda patolojik bir sürecin başlangıcını bize gösterebilmektedir. H’nin protokolünde beklenenin aksine kob yanıtlarında önemli bir yükseliş söz konusu değildir. Kart 4’de verilen ‘patlamaya benziyor, sis, is gibi patlama olur, etrafa saçılır’ şeklindeki kob yanıtı saf E ile birlikte verilmiştir. Bu yanıt arkaik üst benliğin ne kadar kontrol edilemez ve taşkın olduğunu düşündürmektedir. Patlama gibi yanıtlar ergenlerde fazla rastlanan yanıtlar olmakla birlikte bu yanıtta gerek üst benlik yapılanmasının kontrol edilemez olması ve daha sonra buna eşlik eden E yanıtı kontrol edilemeyen ve aynı zamanda muğlak ve belirsiz bir yapılanmayı da beraberinde getirir. Saf E yanıtlarındaki muğlaklık genel itibariyle arkada olanı saklamak amaçlıdır. Fakat burada aynı zamanda kontrol edilemez ve taşkın olanı bir şekilde sabitleme ihtiyacının da gündeme geldiğini H’nin ihtiyacının nesneyi sabit kılmak, oynak olanı bir yere sabitlemeye çalışmak olduğunu düşünebiliriz. Bu yanıt, bireyin kartlarda genellikle üzerinde durduğu bir olgu olup onun problematiğinin ne olduğunu anlamamıza yardımcı olur. Görüldüğü üzere aslında her yanıtı kartın değişik yerlerinde verilen yanıtlarla ilişkilendirmek ve onları birlikte değerlendirmek gerekir. Bazen sıklıkla beklediğimiz unsurlar daha farklı bir şeklide karşımıza çıkabilir. Bu yüzden anketin ve içerik analizinin üzerinde durmamız çok önemlidir. Bu bireyde’ kob’ yanıtlarının azlığı bu bireyin dürtüsel kontrolle ilgili bir sorununun olmadığını göstermemektedir.

Renk Yanıtları

Heyecan ve uyarılmalarla baş etmede yaşanan zorluk, denetimin azalması ve eyleme geçme eğilimi kendini Rorschach’da ‘C’ yanıtlarının artışıyla gösterir. Eyleme geçme, içerik yıkıcı öğeler taşımadığı sürece, içerden ve dıştan gelen baskıları dizginlemede yaşanan zorluklarla ilgilidir ve bu dönemde görülmesi olağandır. Pastel kartlara tepki verme bu dönemde artış gösterir. Bununla birlikte sayının artışı ve azalışı tek başına yeterli bir etmen olmamakla birlikte C yanıtlarının içeriği kadar, hangi kartlarda ortaya çıktığı da oldukça anlamlı bulgulardır. Örneğin söz konusu protokolde 2.karta bir adet FC’ yanıtı, 2 tane saf’C’ yanıtı ve 1 tane de CF yanıtı verildiği görülmektedir. Saf ‘C’ yanıtlarının ikisi de ‘kan’ uyaranına verilmiştir.

İki adet FC’ yanıtı ve CFyanıtı (güneş batıyor), depresif bir duyguduruma işaret etmektedir. Bu noktaya tekrar dönmek üzere öncelikle belirtmek istediğim nokta self mutılatif ergenlerin çoğunun kliniğe kesme davranışının dışında yoğun depresif duygulanımla gelmiş olmalarıdır.Bu tip eyleme vurma davranışını gösteren ergenlerin depresyonla baş etme yeterlilikleri oldukça düşüktür. Söz konusu vakada gerek TAT’de gerekse Rorschach’da depresif temalara ve bununla baş etme zorluklarına rastlamaktayız. Aslında ergenlikte depresif duygudurum beklediğimiz bir olgudur. Zaten dönemin gereği bu ortaya çıkar ve yaşanır. Hatta ergende bunun olmaması bazen üzerinde düşünmemiz gereken bir durum bile olabilir. Bu protokolde Rorschach’daki, depresif duygulanıma ilk önce kart 2’de röntgen yanıtıyla (FC’) rastlamaktayız. Narsistik depresif yöne dair yanıt ise kart 3’te FE yanıtıyla verilmektedir. Rorschach’da narsistik depresif duruma işaret eden bulgulardan biri de E yanıtlarıdır. 8.Kartta ise yine depresif duygulanıma işaret eden ‘ batan güneş’ yanıtını görmekteyiz. TAT yanıtlarında da bireyin sorunsalının hiçlik,boşluk ve depresif durumlarla baş etmekte yaşadığı zorlukların olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Buraya kadar söylediklerimizle ilgili toplu bir değerlendirme yapacak olursak;

Danışanda kısmi sosyal uyum vardır. H’nin muhtemelen ötekiyle ilişkilerinde başlangıçta bir sorun yoktur.Sorun bağlanma noktasında ortaya çıkmaktadır.Testte de uyumsal başlayan yanıtlar daha sonra bozulmaya uğramaktadır.

H. nesne sabitliği ihtiyacı içinde olduğu için , kendine keserek zarar verme davranışının nedenlerinden biri de bu olabilir.

Bağlanma noktasında ortaya çıkan yoğun ‘ayrılma anksiyetesi’ nedeni ile ilişkiler bu noktada kopmakta kesilmektedir.

Bireyin nesneye yatırım yapabilme kapasitesi kısmidir. Birinci kartta ellerini havaya açmış adam yanıtı onun ötekinden yardım istediğini dile getirmektedir.

Birey dürtüsel kontrolü gerçekleştirememekte ve bunları tasarıma bağlayamamaktadır. Taşkın ve yoğun dürtüsellik karşısında çaresizlik yaşamakta ve bu kontrol edemediği dürtüsellik selfi tehdit etmektedir. Birey bu dürtüselliği işleme koyma, işleyebilme konusunda yetersizdir. Bu yüzden bu afektif regülasyonu sağlayamamaktadır. Bu yüzden kesme davranışı ruhsal aygıtın bu dürtüleri işleme konusunda donanımsızlığının bir ürünü olup zarar verici davranışlarla dürtüselliğe karşı kendiliği koruyan defans niteliğindedir.

Birey için ‘kan’ kesiklerden sonra , ikinci dengeleyici unsurdur. Kişinin uyarı kalkanlarının zayıflığından ötürü ruhsal yapıyı delerek geçen,nüfuz eden uyarılar kan vasıtasıyla dışarı boşaltır. H’de olduğu gibi çoğu self mutılatif (kendilerine zarar veren)genin ifadesinde ‘kan görünce rahatlıyorum’,’kanın dışarı akışını seyretmek beni sakinleştiriyor ‘ sözleri kanın, ruhsal aygıtın işleyemeden ayıklanmadan, süzgeçten geçmeden ruhsallığa hücum eden uyarıları dışarı atma fonksiyonu büyüktür.

Birey dürtüselliği işleyemediği noktada 2.kartta olduğu gibi somatizasyona baş vurmaktadır. Hatta bu somatizasyon kart 4te anketin ardından ‘bir şeyler düşününce başım ağrıyor’ ifadesiyle uyarıları o kadar şiddetli ve delici şekilde yaşamaktadır ki sınırı kaybetmekte ve bunu bedeninde hissetmektedir.

Birey ilişkilerde yaslanmaya, dayanağa ihtiyaç duymaktadır.

Bireyin beğenmediği kartın hangisi olduğu sorulduğunda bunu ‘en nefret ettiğim kart ‘ olarak ifade etmiştir. Testte olduğu gibi burada da erken dönem ilişkilerinde kapsayamayan,sakinleştiremeyen anneye karşı nefretini belirtmiştir.

Kapsayamayan, sakinleştiremeyen anne bir şekilde harekete geçirilmek, belki de diriltilmek istenmektedir. ‘ Kesmeler rahatlatıyor, kendime gelmemi sağlıyor, diriliyorum’ ifadeleri aynı zamanda ayrışamadığı ortak bedendeki ölü anneyi de diriltmek çabası anlamındadır.

Kendilerine Keserek Zarar Veren Kız Ergenlerin Rorschach Protokollerindeki Ortak Noktalar;

H,(H) yanıtlarının fazlalığı dikkat çekicidir.Bunun nedeni ise özellikle narsistik patolojilerde dayanak ihtiyacıyla ilgilidir.(H) yanıtlarının yoğunluğu ikincil özdeşimlerin bozuk oluşuyla ilgilidir.

Baba figürü oldukça sadistik(kart 4) şiddet uygulayan,acı verendir.Rorschach da yansımaları genel itibariyle kamçılı figürlerdir.Anne figürü de oldukça sadistik algılanmaktadır.Fakat annenin sadizmi ise daha çok nüfuz ederek,istila ederek özerkliğe izin vermeyen anneler şeklindedir.’Örümcek ağı’ gibi saran kuşatan ama öldürücü şekillerdedir.Otorite figürleri sadistik figürlerdir.Annenin iyilikle istila edişine rastlanmaktadır.Aşırı iyilik ve müdahaleci tutum sadizme kaymaktadır.

Gerek sınır sorunsalda gerekse de narsistik sorunsala sahip mazohistik ergenlerde içsel nesnenin sağlam olmayışı nedeniyle nesneyi sabitleme ihtiyaçları sensoriyel(duyusal) öğelerle mümkündür.Işık vs. gibi.Kesme davranışı ve kan da bu sensoriyel öğelerden birisi olabilir.Nitekim yanıtlarda bireyin nesneyi değişik şekillerde sabitlemeye dair yanıtları mümkündür.(fotoğrafa bakıp annem burada ve annem burada yok).Burada da bu tip keserek kendilerine zarar veren ergenlerin klinikte ifade ettikleri ‘kanı görmem lazım’ sözleri nesneyi görmem lazım varlığına ancak o şeklide inanabilirim düşüncesiyle paralellik taşır.(flu anne).

Söz konusu ergenlerin ancak ben kendime zarar verebilirim cümlesinde kontrol bende düşüncesiyle self keserek harekete geçirtilmek istenir.Yani burada self hareket kazandırmak thanatosa karşı erosu devreye sokmaktır.Ergen tarafından self başka türlü nasıl harekete geçirileceği bilinmemektedir.Bireyin özerkliğinin oldukça dar sınırları içerisinde tek yapabileceği eylem yani burada kesmektir.Kesmekle birlikte self aktif kılınır harekete geçirilir.Yani ölüm içgüdüsüyle baş etmek ‘kesme’ davranışıyla mümkün olmaktadır.Yani burada mazoşizmin yaşamın devamına hizmet ettiğini görmekteyiz.Yani aslında her ne kadar haz ilkesine aykırı yada bağdaşmayan gibi görünse de patolojik bir yolla haz ilkesine hizmet eder.Çünkü haz ilksi de Freud un dediği gibi yaşamımızın bekçisidir,yaşamımızın devamlılığını sağlar.Bu yüzden literatürde ısrarla Self mutılasyon ve mutılatif davranışların metodu olan skarfikasyonu,suıcide(intihar) girişiminden ayrıldığı görülür.Çünkü intihar girişiminde amaç öz yıkım,self i yok etmektir.Splitting(ayırma) mekanizmasında nasıl ki iyi nesne kötüden ayrılarak muhafaza ediliyorsa burada da self in bütünlüğü korunarak devamı sağlanmaktadır.

Bu bireylerin kendilik tasarımlarında yetersizlik,narsistik hassasiyet ve hasar tanımlanmaktadır.

Self mutılatif ergenlerde aşırı boyun eğen pasivize olmuş yanıtlar ya da oldukça saldırgan aktif yanıtlara rastlanmaktadır.Anna Freud un ya saldırgan,sadist üstbenlikle özdeşim kurulur ya da sadistte karşı aşırı boyun eğilir düşüncesindeki gibi,söz konusu ergenler ya sadistik bir davranış içine girerler yada mazoşistik baş etme yoluna gitmektedirler.

Söz konusu olan ergenlerin kullandıkları savunma mekanizmaları splitting ve yansıtmalı özdeşimdir.Yansıtmalı özdeşimle birey persekütif endişe yaşadığında iç/dış sınırları oldukça kırılgan olduğu için içerideki kötüyü dışarı yansıtmak zorundadır.Burada M.Klein in persekütif bireyin içerideki öfkeyi,kötüyü dışarı nasıl yansıtıp dünyayı nasıl tehlikeli olarak algıladığıyla ilgili söyledikleriyle ilişkilendirilebilir.İyi nesne kötüden ayırıp korunmak zorundalığı vardır.

Bu bireyle bağımlı olma ihtiyacından söz etsek de ötekiyle ilişkiye geçildiğinde rorschach dil bozulmaktadır.Çünkü bir yandan ötekine ihtiyaç duyma hatta bağımlı olma isteği diğer yandan da ilişkiye geçildiğinde nesnenin kaybıyla ilgili yoğun endişe yaşanmaktadır.

Bu bireylerin bir kısmı narsistik sorunsala sahiptir.Bu tip sorunsalın gelişmesinde de

*ihmal edilme

*özerkliğe izin verilmeme durumu söz konusudur.

Bu bireyler için istila eden,nüfuz eden,özerkliğine izin vermeyen sadistik otoriteden ayrılmanın tek yolu kesmektir.Ve bireylerin nefreti kesme yoluyla ifade bulur.Çünkü nefret bu bireyler tarafından sözelleştirilememektedir.Bu bireylerin bir kısmında keserek yada deriyi kazıyarak nefret yazdıklarına çok sıkça rastlanmaktadır.Var olmak=nefrettir.Nefretin ifadesi de kesmekle mümkün olur.Yani var olmak için şiddet şarttır.

Bu ergenlerin yardım arayışları söz konusudur.Nitekim genel itibariyle birinci karta dua eden figürlere sıklıkla rastlanır.Dua bir yönüyle de mazoşistik bir yansıma da olabilir.Çünkü dua eden acı çekendir,çaresiz olandır.

Söz konusu ergenlerin rorschach yanıtlarında zarf yanıtlarının fazlalığı dikkat çekicidir.Bu protokollerdeki zarf yanıtları genel anlamda korunma ihtiyacının bir ürünü olmaktadır.Zarf yanıtlarının verildiği kartlarda oldukça regresif yanıtlara rastlanmıştır.Şapka,kundak.bere bunlardan bir kaçıdır.

Kontrolsüz dürtüsel yanıtların fazlalığı ile birlikte,dürtüsel yanıtların içeriklerindeki taşkınlık ve ‘Kan’ yanıtlarının şiddetle vurgulanması ve hatta kırmızının olmadığı kartlarda da bunun görülme eğilimi ‘kan’ yanıtlarının anlamı tıpkı bireylerin klinik görüşmelerinde söyledikleri gibi yoğun olan ve içerde absorbe edilemeyen dürtünün boşaltma aracı olarak işlevi vardır.Çünkü bu ergenlerde içsel malzeme içerde çalışılamamakta,proseslenememekte ve dışları püskürtülmektedir.

Bu ergenlerin tek başına kalabilme kapasiteleri oldukça düşüktür.Zaman zaman kartlarda birleşiyorlar,birleşmişler,ikiz gibi yanıtlar ötekine yapışma ihtiyacını,bağımlılığa ihtiyaç duyduklarını göstermiştir.

Kendilerine zarar veren bu kız ergenlerin rorschach larında 3.karta kadınla ve kadınsıyla özdeşim kurabildikleri görülür.Bu noktayı açıklamak için Freud un kadın kastrasyonuna dair yazdıklarıyla ilişkilendirirsek aydınlatıcı bir nitelik kazanır;

S.Freud, zaten gerçekleşmiş olan bir şeyin tekrarlanmasından korkulmasına gerek olmadığına dayanarak der ki; kadında Ödip kompleksi yavaşça yok olur çünkü ‘Ödip kompleksini yenmek için gereken sebep eksiktir, kastrasyon etkisini çoktan göstermiştir (Freud 1925). Freud kadının Üstbenliğinin hayatı boyunca hiçbir zaman erkeğin Üstbenliğinin gücüne ve bağımsızlığına ulaşamayacağını düşünmüştür. Kızdaki kastrasyon kompleksi kızı babaya doğru iter ve onu Ödip’e hazırlar. Bu nesne değişikliği ona, annesiyle olan bağının erken kopmasının yarattığı hayal kırıklığı tarafından zorla benimsetilmiştir. Kızlarda nesne değişimi anneyle paylaşılan homoerotizmi kaybetmeyi gerektirir ve içinde barındırdığı risklerle birlikte Ödipal bir rekabet nesnesinin oluşumuna yol açar. Anne ile kız arasında, birincil füzyonel deneyimlerin uzaması, kızda cinsel kimlik açısından kadınsı bir özü olan sağlam bir birincil kimlik oluşmasını sağlayabilecek olsa da, bağımlılık/bağımsızlık, aktiflik/pasiflik çatışmalarını beraberinde getirir. Bunlarla birlikte kadında bu simbiyotik ilişkiden kurtulma erkeğe göre daha zor gerçekleşir. Freud un kadın kastrasyonu ile ilgili bu düşüncelerinden akılda tutarak Catherine Matha’nın çalışma sonuçlarına yeniden değinecek olursak mazohistik edimlerin ergenlikte kendi cinsel kimliğini sorgulamanın, yukarıda belirtilen anne kız arasındaki füzyonel deneyimin uzaması ile birlikte anne karşısında aktiflik/pasiflik ve anneden ayrışma problematiğiyle ilişkisinin olabileceğini aktarmakta fayda vardır.

Kendilerine Zarar Veren Kız Ergenlerin Klinik Ortak Özellikleri

  • 1417 yaş aralığında olmaları

     

  • Self mutılatif(kendine zarar verme) davranışlara özelikle keserek zarar verme yaşının 1213 yaşında başlamış olması

     

  • Kesme davranışının belirli periyodlarda tekrarlayıcı olması.

     

  • Genellikle anne babalarının kendileri küçük yaşlarda iken ayrılmış ve boşanmış çiftler olması.

     

  • Kliniğe başvurma nedenlerinin major depresyon ve kendilerine öncelikle keserek zarar verme davranışlarının olması.

     

  • Genel itibariyle alkol ve madde kullanmamış olmaları

     

  • Okul başarıları yüksek olup (major depresyona kadar) ,okuldan kaçma ve diğer herhangi bir disiplin cezası almamış olmaları

     

  • Kesme ve diğer self mutılatif davranışlarının herhangi bir madde ve alkol alımına bağlı olmaması.

     

  • Alkol ve madde kötüye kullanımlarının olmaması

     

  • Ebeveynlerin birinde psikiyatrik öykünün bulunması(intihar girişimi,yoğun alkol ve madde kullanımı,dissosiyatif bozukluk).

     

  • Kardeşlerde yeme bozukluğu ve self mütilatif davranışların olması.

     

  • Self mutılatif davranışları gizlemeleri.

     

  • Keserek zarar verdiği beden bölgeleri;ön kol,bacaklar,bilekler ve boyun.

     

  • Kesiler zaman zaman derinleşmekle birlikte, asla kötürüm edecek yada bir uzvu bedenden ayıracak derinlikte olmaması.

     

  • Zarar verme davranışlarının öncelikle kesmek, yakmak, yara kabuklarını soymak, yaraları kanatmak, kafaya vurmak, saç yolmak olması

     

  • Bu davranışları yapma nedenlerini; anlık rahatlama, öfkeyi kontrol etme, kan görünce rahatlama, sakinleşme ya da o andaki gerilimi giderme ve zevk alma amacıyla yapıyor olarak ifade etmektedirler.

     

  • Söz konusu ergenlerdeki skarifikasyonlar, intihar girişimi değildir.

     

  • Kendilerine zarar veren bu ergenlerin,zarar verme davranışları şov ya da açık kazanç sağlama ve ötekini kontrol etme maksatlı değildir.

     

  • Kendilerine zarar veren ergenlerin öykülerinde fiziksel ve cinsel istismar söz konusudur.

     

  • Kendilerine zarar veren ergenlerin öykülerinde en az bir defa ilaçla intihar girişimlerinin olması.

     

Risk Alma Durumu

Kişi yaşamını riske atmak için yapmaz.
Kişi yaşamını sonlandırmak için yapar.

Tablo 1.Self mutılasyon(Kendine Zarar Verme) ve Suıcıde(intihar) Davranışları Arasındaki Farklılaşmalar

Değerlendirilen Unsur

Self mutılasyon(Kendine Zarar Verme)
Suıcıde(İntihar)
Mazoşizm boyutu
Mazoşistik edimlerle birlikte gider
Mazoşistik edimler temel değildir.
Yaşamsal amaç
Yaşam iç güdüsüne ve yaşamın devamına hizmet eder.
Ölüm içgüdüsüne hizmet eder ve amaç yaşamı sonlandırmaktır.
Self(kendilik) üzerindeki etkisi
Self i ölüm iç güdüsüne karşı harekete geçirir aktif kılar.

Amaç self yıkıma uğratmak ve ortadan kaldırmaktır.Self in harekete geçirilmesi gibi bir amaç güdülmez.
Psikolojik Acının belirleyiciliği
Bireylerde acı koruyucudur.
Acının varlığından kaçılır.
Tekrarlanma
Tekrarlayıcı işlevi önemli bir belirleyicidir.
Tekrarlanmasının belirleyici
Bir özelliği yoktur.
Edim Sonrası Duygulanım
Edimden sonra rahatlama, sakinleşme,zevk alma,öfkenin boşaltılması gibi işlevi vardır.
Girişimden sonra yoğun suçluluk ve değersizlik duygusu eskiye göre daha fazla yaşanabilir.

Depresyonun Etkisi
Depresif duygu durumu eşlik eder.
Yoğun depresif duygu durumu nedenlerden biridir.
Öldürücülük Seviyesi
Zarar verme davranışı bedende öldürücülüğü olan yerler değildir.
Ama. Öz yıkım olduğu için teşebbüsün öldürücülüğü vardır.Ve birey tehlikeli beden bölgelerine yönelir.
Şiddetin Niceliği
Deri üzerinde yapılan modifikasyonlar(değişim) ve zararlardır.
Deri üzerinde hayati ve kalıcı darbeler formlardan biridir.

Neden Kız Ergenlerde Daha Fazla

Self mutılasyonun kızlarda neden daha fazla olabileceğine dair diğer bir görüş de M.Kleın’den gelmektedir. Klein kızlarda, kadın vücudunun alıcı deliklerine yapılan yatırımı vurgulayan ve onmların oral bölgeden genital bölgeye doğru (ağız/vajina denkliğine dayanarak) yer değiştiren dürtüsel devamlılık üzerinde durmuştur.Bu alıcı bileşen,aynı amacı taşıyan genitalite(gelişimin son halkası) ve oralitenin (gelişimin ilk halkası) kızın psikoseksüel gelişiminde erkeğin tanımadığı bir süreklilik yarattığını vurgular; çünkü erkeğe göre edilgen alıcılık ilkin girme aktivitesine dönüşmelidir.Bu açıdan bakıldığında, kızlarda kendine özgü bir risk vardır. Kızlar için birincil süreçlerden ve bilinçdışı ele geçirilmekten kurtulmak karmaşıklaşır (Klein 1928).Kızlarda edilgenlik çatışmalarının, aynı birincil ve ikincil homoseksüel nesne üzerinde birleşmesinden dolayı kendine özgü bir güçlüğü vardır.Kadındaki ilk halka olan oralitenin narsisitik genitaliteye doğru devam etmesi ‘girilme’ yaşantılarını ve nesnenin aşkını kaybetme kaygılarını bir araya getirir.

Çoğu yazar self mutılasyona başlama yaşının 1214 yaş arasında olduğunu belirtir. B da kızlarda aşağıyukarı menstrüasyonun başlangıcına denk gelir. Bu dönemde kızlar cinsel gelişimi, cinsel bir saldırı olarak algılayıp bu saldırıya karşı koyma amacıyla kesme davranışına başvurmaktadır. Bu kızlarda seksüel gelişim ve buna bağlı olarak ortaya çıkan bunalım söze dökülememektedir (Doctors 1981,Koşan 1991). Diğer duygulanımların yönetiminde yaşanan zorluk burada da kendini göstermekte tasarımın yerini eylem almaktadır. Bu konudaki diğer bir yaklaşım ise, kızlarda kesme davranışının bazen güç, iktidar ve cesaret göstergesi oluşudur. Sanki ‘bir zamanlar iğdiş edilmişim’ düşüncesinin yerini, kendisini keserek aslında iğdiş edilmişliğine karşı bir kafa tutma, iğdişin gerçekte güç ve cesaret davranışlarıyla (ben kendimi keserim, canım acımaz hatta zevk alırım,acıya dayanırım,kesmeye dayanırım) rövanşının alınmasıdır. Bu bakış açısının izlerine Selfmütilatif kız ergenlerin anlatımlarında sıklıkla rastlanır. Kesmek bir güç gösterisi, bir cesaret gibi tanımlanır. Çoğu insanın yapamadığı hatta çok koktuğu bir şeyi onlar göze alabilmektedir. Laufer (1991) kız ergenlerde kendini yaralama, anoreksiya nervosa ve bulimiyayı ve intihar girişimlerini şiddetli cezalandırıcı anne imajına karşı bir tepki olarak görür. Ergen kız vücudunu, kendisine saldıran cezalandırıcı bir nesne olarak görmektedir. Anneyle olan nesne –ilişkisi kızın vücut imajını belirlemektedir.

Kaynakça

İkiz Tunaboylu,Bengi Pirim Düşgör,Neslihan Zabcı,Ayşe Elif Yavuz,İrem Erdem Atak,Songül Ataç,Burçin Alsancak Sönmez,Funda Akkapulu.Rorschach Kodlama Kitabı 1 ‘Ergen Normları’ Bağlam Yayıncılık Ocak 2007

S.Ferenczi(1933)Confusıon of tongues between adults and the child.Final Contributions to the Problems and Methods of PsychoAnalysıs,London,Hogart Press.1995.

Stolorow Robert D.and Lachman Frank M.Psychoanalysıs of Developmental Arrests

Theory and Treatment İnternational Unıversıtıes Press,ınc New York

Strong Marılee A Brıght Red Scream ‘Self Mutılatıon and the language of paın’ Penguın Books 1998

Tillman Jane G.Ph.D(1999).Erotized Transferenceand SelfMutılatıon,Psychoanal .The psychoanalytıc Revıew.

Walsh.W.Barent Treating Self InjuryA Practıcal Guide The Guılford Press Adıvısıon Of Guılford Publıcatıons.New York 2006.

Yansıtma ‘Psikopatoloji ve Projektif Testler Dergisi’ Ergenlik Sayısı Sayı 5/6 Aralık 2006 Bağlam Yayıncılık.

Yansıtma ‘Psikopatoloji ve Projektif Testler Dergisi’ Cinsellik Sayısı Sayı 11/12 Aralık

2009 Bağlam Yayıncılık.

Abstract

The study is on self mutılatıon behavıor ın female adolescent.In this study,ıt will be argued tahta the resort between masohistic acts of scarrıng on the body. Rorschach and TAT protocols of a female adolescent applying to a clinics fort this reason are added into this study.

Keywords:Female Adolescents,SelfMutılatıon,Masohism.

 

Makale Yazarına Eposta Gönderin

ERGENLİKTE MAZOŞİZM ile İlgili Kavramlar : ergenlik, mazoşizm, ergenlikte mazoşizm, mazoist, erotojenik mazoşizm, dişil mazoşizm, ahlaki mazoşizm, mazoşizm nedir, mazoşizmin sebepleri, mazoşizmin nedenleri, gençlikte mazoşizm, gençlerde mazoşizm, ergenlerde mazoşizm, rorschach protokolü

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"ERGENLİKTE MAZOŞİZM" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Fatih SÖNMEZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Psk.Fatih SÖNMEZ Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:

Şiddet Mutlu Evlilikler İçin Öneriler Eyvah Paniğim Yine Atakta! Anoreksiya Nervoza Panik Atak Yeme Bozukluğu Kendine Zarar Vermenin Bir Başka